Hayvanseverler İçin Kitap Önerileri 📚

Her hayvanseverin kitaplığında bulunması gereken 15 kitap; hayvan haklarına bakışımızı zenginleştiren eserler.

Bu listede, hayvanseverler için 6 ana kitap önerisinin yanında, çocuklar için bir eser ve hayvan haklarıyla veganizm ilişkisini inceleyen 8 öneri daha bulunuyor. İnsanlığın hayvanlarla ilişkisini yeniden düşünmemizi sağlayan bu kitaplar herkese tavsiye edilir. Listedeki kitapları halihazırda zaten okuduysanız, hayvansever dostlarınız ile paylaşmayı unutmayın.

Veganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi | Bir Söyleşi
foto: Zülal Kalkandelen

Zülal Kalkandelen ve Can Başkent’ten Veganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi (2013), Türkçe’de veganlık üzerine ilk kitap ve veganizm hakkında akla gelen birçok soruya yanıt veren kapsamlı bir söyleşi.

Kitap hakkında Mustafa Sütlaş’ın yorumunu bu yazıda okuyabilirsiniz. Kitap, Propaganda Yayınları sayfasından alınabiliyor. Yazar Kalkandelen, aynı zamanda e-kitap olarak da bulunabilen kitaptan elde ettiği tüm telif gelirini hayvan hakları derneklerine bağışlıyor.

Tanıtım yazısını genişletin👈

Bu satırları okuyorsanız, öncelikle veganizm üzerine yazılmış ilk Türkçe kitaba ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Bu teşekkür sıradan bir ifade değildir; veganlar bilir, hayvan haklarından söz etmeye başladığınız anda olumsuz tepkiler almaya başlarsınız, hatta işi hakarete vardıranlar olur. Ancak bunun yanında, dünyada yavaş da olsa giderek daha fazla ilgi görmeye başlayan veganizmi anlamaya çalışanlar, merak edenler de var. Bu kitabın amacı, hem akıllarda yanlış bilgilenme sonucu yer eden görüşlere bir karşılık vermek, hem de veganizmi bir felsefe ve yaşam pratiği olarak merak edenlerin sorularına yanıt oluşturmak.

Kitabı yazarken, herhangi bir sınırlama olmadan, en içten düşüncelerimizi ve kişisel yaklaşımlarımızı mütevazı bir şekilde paylaştık. Elbette veganizm konusunda ikimizin aynı görüşte olmadığı hususlar da vardı. Her düşünce ya da felsefe akımında olduğu gibi, veganizmin içinde de farklı yorumlar, yönelimler var. Dolayısıyla okuduklarınızla hemfikir olabileceğiniz gibi, katılmadığınız noktalar da mutlaka olacaktır. Ancak sonuçta önemli olan, ilerdeki sayfalarda tartışmaya sunduğumuz görüşler ve bakış açısı; onu aktarabildiysek, kitap da işlevini yerine getirmiş demektir. Belki fazla romantik ve ütopik gelebilir ama biz, “daha barışçıl, başka bir dünya mümkün” diyenlerdeniz. Umarız okuyanlar da, bizim yazarken aldığımız keyfi alabilir.


👈Vegan Beslenme
foto: Vegan Dükkan

Dr. Murat Kınıkoğlu’nun Vegan Beslenme (2016) kitabı, vegan beslenme hakkında en yararlı tavsiyeleri bulabileceğiniz yararlı bir Türkçe kaynak. Kitap, bir uzman hekim gözünden vegan beslenme ve sağlık hakkında bilgilere ulaşmak isteyenler için birebir. Oğlak Yayıncılıktan çıkan kitabı Vegan Dükkan‘dan veya kitapçınızdan edinebilirsiniz. İçinde 190 vegan yemek tarifiyle birlikte!

Tanıtım yazısını genişletin👈

Bu kitap size değişikliğe, daha uygar, etik ve daha sağlıklı bir beslenmeye davet ediyor. Hayvansal ürünlerle beslenmek yalnız kalp damar hastalıkları ve kanseri değil, başka pek çok hastalığı da tetikler. Buna karşılık vegan beslenme, yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun, herkesin sağlığını olumlu etkiler. Doğru beslenmeye ne kadar erken yaşta başlarsanız, sağlıklı yıllarınız o kadar uzun olur. Bugünden bitkisel beslenme alışkanlığı kazanarak gelecekte kalp krizi, felç, şeker, kanser gibi hastalıklara yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz.

“Vegan Beslenme” diğer canlıların yaşama arzularına saygılı olmak adına, kendini değiştirme yoluna gitmenin ilk adımıdır. Her gün modern dünyadaki ilerlemelerden, uygarlıktan, özgürlüklerin gelişmesinden, bahsedip duruyoruz; dünya gerçekten değişiyorsa, gerçekten özgürleşiyorsa, kendi çıkarlarımız için başka canlıları öldürmeye son vermemiz gerekmez mi? İnsanlığın bugüne kadar tüm savaşlarda öldürdüğü insan sayısından daha fazla hayvanı bir haftada öldürüyoruz. Uygar olduğu iddiasındaki günümüz insanının, duyguları olan bir yaratığı öldürmesini ya da acı çektirmesini kabul edemeyiz. Vegan Tarifler Güne sağlıklı başlamanızı sağlayacak 14 kahvaltı… Yemeklerinizi lezzetlendirecek 32 harika sos tarifi… Az yağlı 19 çorba… Hazırlaması kolay, lezzetli 101 yemek tarifi… Ve tadına doyamayacağınız 24 vegan tatlı.


Veganlığa Ezoterik Bakış
foto: Ruhsar Türkan

Türkan Ruhsar, Veganlığa Ezoterik Bakış (2017) kitabını insanlığın hayvan dostlarıyla arasında açtığı derin uçuruma köprü kurmaya yardımcı olmak için derin adanmışlık duyguları ve koşulsuz sevgi ve karşılıksız hizmet bilinciyle kaleme aldığını belirtiyor. Mavi Kalem Yayınevi‘nden çıkan kitap, çağdaş dünyanın insanı uzaklaştırdığı hayvanlar, bitkiler ve tüm doğa ile bağını yeniden tesis etmesi yönündeki çabalar büyük bir değer taşıyor; eser bu açıdan da önemli bir katkı sağlıyor.  Veganlığın belki de ilk defa ruhsal ve ezoterik bilgilerin ışığında değerlendirildiği bu kitap, küresel sermaye sahiplerinin kasıtlı olarak gizledikleri çok önemli okült bilgileri ifşa ediyor.

Dr Murat Kınıkoğlu yorumunu genişletin👈

Vegan yaşamı konu eden kitaplarımızın sayısı artıyor. Hepsini okumaya çalışıyorum. Sevgili Türkan Ruhsar’ın kaleme aldığı “Veganlığa Ezoterik Bakış”, adı üzerinde daha çok veganlığın “içsel, mistik” yönü üzerinde duruyor. Olayın basit bir “şunu ye bunu yeme” meselesi olmadığını bunun çok ötesinde ahlaki ve vicdani bir sorumluluk olduğunu anlıyorsunuz. Kitabın veganlara “iyi ki vegan olmuşum” dedirten rahatlatıcı, yükseltici bir yönü var, vegan olmayanların kitabı okuduktan sonra “ben de deneyimlemeliyim” diyeceklerinden eminim. Ben çok şey öğrendim, size de tavsiye ederim. Dr Murat Kınıkoğlu

@basucukitaplari yorumunu genişletin👈

Kafamda karanlıkta kalan pek çok meseleye bu güzel eseri ile ışık tuttuğu için Türkan Hanım’a kendi adıma gönülden teşekkür ediyorum. İnkâra, görmezden gelinmeye, reddedilmeye çok açık bu hassas konuyu objektif bir biçimde böylesine zarifçe kaleme alabildiği için tebrik ediyorum. Artık sohbetlerimde mesele türlerin kardeşliği, eşitliği ve yaşam hakkına saygıya geldiğinde dostlarıma önerebileceğim şahane bir kaynak var elimde. @basucukitaplari

Tabağındaki Yüz
foto: @veganzulal via @venividivegi

Zülal Kalkandelen’in çevirisini yaptığı Tabağındaki Yüz, hayvan, insan ve doğa ilişkisine dair çok ayrıntılı bilgiler içeren, göz açan, sarsıcı bir kitap. Kalkandelen kitabı çevreye duyarlı, doğayı ve kendini seven herkesin okumasını öneriyor. 2015’te Paloma Yayınevi‘yle Türkçe kazandırılan kitabı Vegan Dükkan‘dan veya kitapçınızdan edinebilirsiniz.

Tanıtım yazısını genişletin👈

Jeffrey Moussaieff Masson, yediklerimizin sağlığımızı, ahlaki benliğimizi ve gezegenimizi nasıl etkilediğini gösterirken ağzımıza aldığımız her lokmanın arkasındaki kararların farkına varmamızı sağlayacak sorular soruyor: Hayvanları yemenin toprağımız, sularımız ve hatta küresel ısınma üzerindeki etkileri nelerdir? Çiftçilik yöntemlerinin hayvanlar ve insanları etkileyen sonuçları nelerdir?

Aynı zamanda bir psikanalist olan Masson, inkârın bizi çatalımızın ucundaki hayvanı düşünmekten nasıl alıkoyduğunu gösterirken bir yandan da tabağımızdaki etin bir zamanlar duyguları olan bir canlı olduğunu ve tabağımıza gelmeden önce büyük eziyete maruz kaldığını hatırlatıyor ve beslenme şeklimizdeki ahlaki çelişkileri ortaya koyuyor.

Tabağındaki Yüz, yazarın yirmi yılı aşan entelektüel, psikolojik ve duygusal deneyimlerini gıda devriminin bu çok önemli kitabında bir araya getiriyor. Gıda seçimi konusunda bilinçli olmak isteyen herkes —veganlar, vejetaryenler ve et yiyenler— bu kitaptan çok şey öğrenecek.

“Sağlıklı ve etik beslenmenin rehberi olan bu kitap, üslubuyla çok cana yakın ve faydalı güncel bilgiyle dolu.” J. M. COETZEE

“Derin bir anlayış ve şefkatle dolu olan Tabağındaki Yüz, son yıllarda okuduğum en ilginç kitaplardan biri. Jeffrey Masson zeki olduğu kadar da bilge bir yazar. Bu, hayatınızı yaşama şeklinizi iyi yönde değiştirecek bir kitap.” JOHN ROBBINS, Healthy at 100, Diet for a New America ve The Food Revolution kitaplarının yazarı


Hayvan Hakları ve Veganizm
foto: Zülal Kalkandelen

Kült Neşriyat tarafından yayınlanan kitap, Hayvan Hakları ve Veganizm (2013) ile ilgili klasik metinleri bir araya getiren özgün bir seçki. Birçok yazar ve kuramcı, meseleyi etik, politika, felsefe, ekoloji gibi farklı alanlarda detaylı bir şekilde tartışıyor. Kitabın sunuş metnini yazar Zülal Kalkandelen hazırladı. Kitabı edinmek için Vegan Dükkan veya kitapçınıza sorabilirsiniz.

Kitap ön yazısını genişletin👈

Hayvan Hakları & Veganizm, bağdaşık iki konu üzerine yazılmış klasik metinlerden oluşan özgün bir seçki. Birçok yazar ve kuramcı, meseleyi etik, politika, felsefe, ekoloji gibi farklı alanlarda detaylı bir şekilde tartışıyor. Zülâl Kalkandelen’in sunuş yazısıyla hazırlanan kitap, tartıştığı alan üzerine farkındalığı arttırmak için sunulmuş alternatif bir tasarı olarak hem akademik çalışmalara destek, hem de konunun teorik yanlarına odaklanacak yeni okurlar için hazırlandı.

Hayvan Hakları & Veganizm; Romalı denemeci ve tarihçi Plütarch’tan “Et Yemek Üzerine”, Alman besteci ve kuramcı Richard Wagner’den “Yiyecek Olmama Hakkı” ve “Avcı İnsan ve Acıya-Empati”, İngiliz kuramcı William Andrus Alcott’tan “Et Yiyicilik ve İnsan Katliamı” ve Fransız anarşist kuramcı Élisée Reclus’tan “Vejetaryenlik üzerine” gibi eski klasik metinlerle, Princeton Üniversitesi Bioetik Profesörü Peter Singer’dan “Hayvanlar Acıyı Hisseder mi?” ve “Vejetaryen Bir Felsefe”, Felsefe Profesörü Deane Curtin’den “Bağlamsal Ahlakçı Vejetaryenlik”, Çevrebilim ve Felsefe Profesörü Dale Jamieson’dan “Hayvanat Bahçelerine Karşı” gibi çağdaş klasik metinleri bir araya getiriliyor. Bu metinlerin yanında Hayvan Hakları & Veganizm üzerine yazılmış birçok farklı akademik ve yarı-akademik metin de kitapta okura sunuluyor.

Gazeteci Zülâl Kalkandelen’in sunuş yazısıyla hazırlanan kitap, tartıştığı alan üzerine farkındalığı arttırmak için sunulmuş alternatif bir tasarı olarak hem akademik çalışmalara destek, hem de konunun teorik yanlarına odaklanacak yeni okurlara bir kaynak olmak amacıyla hazırlandı.

*

Eğer diğer insanların da acıyı tıpkı bizim gibi hissettiğini varsayarsak, aynı çıkarımın hayvanlar için de geçerli olmadığını iddia etmek için bir sebep olabilir mi? Neredeyse bütün harici belirtiler bizi insanlarda görülen acının diğer canlı türlerinde, özellikle bize en yakın canlı türleri olan memeliler ve kuşlarda da aynı şekilde var olabileceği sonucuna götürüyor. Acıyla kıvranma, yüz buruşturma, inleme, kesik kesik ses çıkarma ya da çağrının herhangi bir başka türünü kullanma gibi davranışsal belirtilerin tamamı, acının kaynağından uzaklaşmaya yönelik birer girişimdir. Ayrıca, bu hayvanların sinir sistemlerinin bizimkine fazlasıyla benzediğini biliyoruz. Onlar da tıpkı bizim gibi, bize acıya sebep olan durumlarda, kan basıncında ani yükseliş, gözbebeklerinde genişleme, terleme, nabız artışı ve uyarım devam ederse kan basıncında düşüş gibi fizyolojik tepkiler verirler.

*
Vejetaryenlik üzerine ortaya koyulan sağduyulu, insancıl, faydacı ve ahlaki kimi argümanlara, çevresel faktörleri de eklemek isterim. Bu argüman adını sağlamlaştırmak adına bazı varsayımlarda bulunmak gerekirse, sağlıklı ekosistemler değerli bulunmaktadır. Ve bir ekosistem, değerinin en azından bir kısmını insanların ya da daha genel ifadeyle bilinçli canlıların faydasına bağımlı olmamasına borçludur. Bu, insanların/bilinçli canlıların değerini inkar etmek anlamına gelmez. Yalnızca sağlıklı bir ekosistemin değerinin tamamen bunlara bağlı olmadığının tescilidir.

*
Kadınların vejetaryenliği seçmesinde cinsiyet merkezli sebepler olduğu için, ataerkil toplumdaki erkekler için ahlaki vejetaryenlik, kadınlarla dayanışma halinde olma kararını gösterebilir. Bu aynı zamanda, “hakiki insan” olmak için, ideolojik otoriteye direnme kararını belirtir. Hakiki insanlar, Amerikan Sığır Konseyi’nin bizi inandırmaya çalıştığı gibi, “hakiki yemek” yemek zorunda değillerdir.

*
Hayvanat bahçeleri bize doğadaki yerimizle ilgili gerçek olmayan bir duygu veriyor. Hapsedilmek, hayvanlar ile insanlar arasındaki farklılıkların altını çizmektedir. Onlar, bize keyif vermek, kendi amaçlarımız için kullanılmak üzere orada bulunuyorlar. Ahlak ve belki de hayatta kalabilmemiz için, türler üzeri bir tür olmaktansa, türler arasında tek bir tür olarak yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmek için, hayvanat bahçelerinde öğrendiklerimizi unutmalıyız. Çünkü hayvanat bahçelerinin bize öğrettiği şey yanlış ve tehlikelidir, yürürlükten kaldırılmaları hem insanlar hem de hayvanlar açısından daha iyi olacaktır.


Etin Cinsel Politikasi
foto: @elbettevegan

Etin cinsel politikası, kadınları hayvanlaştıran, hayvanları da cinselleştirip dişilleştiren bir tavır ve davranışlar bütünüdür. Pornoda kadınların bir özne olarak değil parça parça (bacak, göğüs) tüketilen bir nesne olarak ele alınması ile hayvanların sofrada bir canlı değil de parça parça (but, göğüs) yenen bir yemek olarak algılanması arasındaki benzerlik…

Carol J Adams’ın ataerki ile et tüketimi arasındaki diyalektiği irdelediği Etin Cinsel Politikası, 2013 yılında Güray Tezcan ve Mehmet Emin Boyacıoğlu tarafından tercüme edilerek Ayrıntı Yayınları ile Türkçe’ye kazandırıldı.

Tanıtım yazısını genişletin👈

Her on yedi saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Her bir saniyede yüzlerce hayvan öldürülüyor. “Dayak yiyen kadınlar” gerçekliği her gün yüzümüze çarpılıyor ekranlardan ve gazete sayfalarından. Çiftliklerin esir ettiği, mezbahaların katlettiği hayvanlar “marketteki et”e indirgeniyor günümüzde. Etin hem protein için zorunlu olduğuna hem de gücün kaynağı olduğuna inanmamız için örülen mit, aslında erkeğin potansiyel şiddet eğilimiyle üstünlük kurmasına neden oluyor. Etçilleri yiyen etçiller, kafamızdaki iktidar piramidinde en üste yerleştiriliyor ve bu haliyle gündelik hayatımızın her köşesine sızıyor. Reklamların neredeyse tamamında eti yenen hayvanların kadınsı temsil edilmesi ve erkek zihninde seks yapılacak kadının et veya piliç görüntüsünde olması yapbozu kendiliğinden tamamlıyor.

İşte Carol J. Adams bu kitapta, yukarıda sayılan olguları ve genel olarak ataerki ile et tüketimi arasındaki diyalektiği çözümlüyor. Ona göre, erkeklik inşasının önemli bir parçası başka bedenleri denetim altında tutmaktır; et yemek de bunun önemli bir aşamasını oluşturur. “Et yemek, erkek iktidarının her öğünde yeniden ilan edilmesidir.”  Onun kuramıyla, pornoda veya sofrada (aslında erkeğin yazdığı tüm “metinlerde”) parça parça tüketilen tüm adsızlar, “kayıp gönderge” olarak yeniden bedene kavuşuyor.

Bu kitap, kadın ve hayvanın tüm yönleriyle eş olduğunu savunmuyor; yalnızca şiddet ve tahakkümden beslenen erkek egemen kültürün yeri yurdu olmadığının, zayıf bulduğu her şeyi ve herkesi “erkek” tanımının dışına atarak alt edilecek bir öteki ilan ettiğinin, özneden nesneye indirgediğinin altını çiziyor. Yiyecek/giyecek başka bir şey yokmuşçasına, birtakım canlılara yaşarken kafesi, ölürken ise kan gölünü reva gördüğümüz sürece savaşları ve ayrımcılığı olumlayan eril şiddet kültürünün ve hiyerarşinin aramızdan ayrılmayacağını hatırlatıyor.

Bu kitapta ışık tutulan erkek şiddeti, kadın düşmanlığı, et yeme kültürü ve militarizm arasındaki bağlantılar, bugün de Carol J. Adams’ın yirmi yıl önce teşhis ettiği zamanki geçerliliğini koruyor.J. M. Coetzee

Çevirmen Güray Tezcan röportajından alıntıyı genişletin👈

Kaos GL: Adams’ın “Etin Cinsel Politikası”nda hatlarını çizdiği feminist-vejetaryen kuramı anlatabilir misiniz?
Güray Tezcan: Etin cinsel politikası, kadınları hayvanlaştıran, hayvanları da cinselleştirip dişilleştiren bir tavır ve davranışlar bütünüdür. Hadi biz örneklerle gidelim: Ava gidenin erkek olması… Bitkinin kadın yiyeceği, etin erkek yiyeceği olarak görülmesi ve gösterilmesi… Ordu ve diğer iktidar simgelerinde genelde etçil hayvanların kullanılması, derebeyleri koruyan şatoların önünde aslanların beklemesi… Kadın-erkek ilişkilerinin genelde birbirlerinin bedenlerini sahiplenme ile sonuçlanması ve kadının onurunun bedeninin bir parçası ile tayin edilmesi… Pornoda kadınların bir özne olarak değil parça parça (bacak, göğüs) tüketilen bir nesne olarak ele alınması ile hayvanların sofrada bir canlı değil de parça parça (but, göğüs) yenen bir yemek olarak algılanması arasındaki benzerlik… Etin cinsel politikasının popüler kültürde meğer o kadar karşılığı varmış ki Adams’a zarflar içerisinde reklam küpürleri yağmaya başlamış. Kitabın orta kısmında mevcut bazıları… Gönderilen reklamlara bakın (ki bizde de durum pek farklı değil) neredeyse bütün et reklamlarında hayvanlar veya etleri seksi kadın gibi resmedilmiş. Varabileceğimiz sonuç şu: Etin protein almak için zorunlu olduğu ve kuvvetin tek kaynağı olduğuna inandırılan çocuk, kan dökmeden öldürmeden hayatta kalınamayacağını farz eder ve kim elinde satır belinde silahla ortalarda geziniyorsa onu üstün cins saymaya başlar. Erkek egemenlik, et ve savaşlar (yani hayvan ve insan öldürmenin normalleştirilmesi) olmasa zor ayakta kalırdı. (…)


Çocuklar için:
Hayvan Kurtarma

Çocuklara hayvan sevgisini ve hayvan özgürlüğünü eğlenceli bir yöntemle anlatan “Hayvan Kurtarma”, çocukları hayvan haklarıyla ilk kez tanıştırmak için bir seçenek…

foto: Vegan Dükkan

Patrick George’dan çocuk kitabı: Vegan Dükkan‘dan edinebilirsiniz.

Bu kitapta hayvan kurtarıcısı bir kahramana dönüşüyorsun. Hayvanları kurtarmak için sadece şeffaf sayfaları çevirmen yeterli!

Eğlenceli, kolay ve hayvan hakları meselesiyle ilk tanışma niteliğinde. Kitapta hiç yazı yok yani senin için doğru olan sözcüğü kendin seçebilirsin! Sen hangi hayvanları kurtarırdın?

Diğer Öneriler

Yoga ve Vejetaryenlik – Sharon Gannon Yemek👈

Bilgi: Vegan Dükkan

Yeliz Utku Konca’nın çevirisiyle…

Sharon Gannon’a göre, yoga uygulamasının en önemli tek kısmı, vejetaryen beslenmeye, yani gereksiz zalimlikten, zarar vermekten ve adaletsizlikten uzak bir diyete katı bir şekilde bağlı olmaktır.

Gannon’un sunduğu hakikat ve bilgelik, binlerce yıllık bir spiritüel uygulama geleneğinden geliyor ve Gannon bu uygulamaların modern yaşam tarzlarında nasıl uygulanacağını açıklıyor.

Vedik gelenekler üzerine yaptığı çalışmalardan yararlanarak yoga uygulamalarının tarihsel ve yapısal olarak etik vejetaryen yaşam tarzına nasıl bağlı olduğunu inceliyor. Birbiriyle bütünleşik olan yoga ve vejetaryenlik, fiziksel ve spiritüel uyum için bir yapı oluşturuyor ve bu ikisi birlikte uygulandıklarında sadece fiziksel sağlığa değil aynı zamanda spiritüel aydınlanmaya da giden bir yol sunuyorlar.

“Bir tür olarak hayatta kalacaksak, hayvanlarla ve doğayla ilişkilerimizi
iyileştirmemiz gerek; bu kitap bunu nasıl yapacağınızı size gösterecek.”

DUNCAN WONG, Yogic Arts’ın kurucusu

“Sharon’ın yazıları konuştuğu gibi yaşamaya olan bağlılığından doğar. Öğrettiği diğerkamlığın vücut bulmuş hâlidir ve hem müzisyen olarak hem de barış işçisi olarak sürdürdüğüm hayatım üzerinde çok derin bir etkisi vardır. Sharon kendisi bir örnek olarak, beni her nefeste ve her gülümsemede söylediğim şeyi kastetmeye ve kastettiğim şeyi söylemeye teşvik eder.”

MICHAEL FRANTI
Müzisyen, aktivist ve Food for the Masses kitabının yazarı

“Sharon Gannon, yoga ve vejetaryenliğin mükemmel ortak yaşamını çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor. En düşünceli, spiritüel, hassas uygulamanın en sağlıklı, zararsız, hayatla barışık diyetiyle birlikteliği; bundan daha sezgisel, faydalı ve gerekli ne olabilir?”

RORY FREEDMAN
New York Times Çoksatanlar Listesi’nde 1 numara olan Skinny Bitch kitabının yazarlarından

“Jivamukti Yoga’dan ahimsa uygulaması hakkında öğrendiğim şey sadece zararlı bir uygulama olan et yemeyi kesmem için değil, aynı zamanda gezegenimizi paylaştığımız hayvanları savunanların davalarını desteklemem için de bana ilham erdi. Hayvansal ürünleri yemekten uzaklaşmanın beni daha mutlu yaptığını ve bana sakin bir hayat sunduğunu anladım. Bir Yogi olarak, katı ifadeler kullanmaya daha az eğilimliyim ama şunu hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim: Hayvanların ya da gezegenin yıkımını destekleyen biri Yoga hâline ulaşamaz. Bu nedenle, en büyük ve tek insani amaç olan Kendini-gerçekleştirmeye odaklanan herkese bu kitabı ve bu fikirleri tavsiye ederim. Hakikati arayan arkadaşlar, bu kitabı aydınlanma yolculuğunuzda bir araç olarak kullanmanızı öneririm”

RUSSELL SIMMONS
Rush Communications’ın CEO’su ve Do You!: 12 Laws to Access the Power in You to Achieve Happiness and Success kitabının yazarı

“Sharon kalbiyle hareket etmekten korkmayan biri ve muhtemelen bu yüzden de radikal sayılıyor. Çoğumuz aynı şeyleri hissetsek bile belki de zihnimiz veya yetiştirilişimizden gelen kalıplar bizi dizginliyor. Sharon ise sorgulamaktan ve hissetmekten korkmadan, aykırı olmaktan gocunmadan gerçekleri gösteriyor. Yoga felsefesine bu kadar hâkim ve araştırmacı bir ustadan bu fikirleri belki de ilk kez duyacaksınız, belki de Sharon’ın bunları defalarca anlattığını hatırlayacaksınız. Umarım bu kitaptan faydalanırsınız ve umarım öğrendiklerinizi, fark ettiklerinizi siz de etrafınıza cesurca iletebilirsiniz. Beklediğiniz kurtarıcı kendinizden başkası değil.”

Yeliz Utku Konca’nın kitabın Türkçe Baskısına Önsöz’ünden </p>


İnsan Neden Vegan Olur? – Gary L Francione👈

Bilgi: Vegan Dükkan

Hayvanlara gereksiz yere acı çektirilmesini veya bir hayvanın ortada hiçbir neden yokken öldürülmesini yanlış buluyor musunuz? Mesela biri durup dururken bir yavru kediyi gözünüzün önünde tekmelese ona müdahale eder miydiniz? Bunu sormak bile saçma, öyle değil mi? Çünkü sırf canımız öyle istedi diye hayvanlara acı çektiremeyeceğimizin, hatta bunun bir suç olduğunun hepimiz farkındayız. Yazılı olmasına gerek dahi olmayan evrensel ahlaki yükümlülüklerimizden biridir bu ilke.

Şimdi de yavru kedinin yerine mesela bir kuzuyu ya da bir buzağıyı koyun. Arada bir fark var mı? Eğer yoksa, o halde bu hayvanları neden öldürüp yiyoruz? Bunun için sağlam bir gerekçemiz, geçerli bir sebebimiz var mı? Yol açtığımız bunca acıyı ve ölümü zorunlu kılan şey nedir? Yoksa hemen her gün, üzerinde bir an bile düşünmeden yaptığımız şey yavru bir kediyi tekmelemekten farksız mı?

Uzun yıllardır vegan yaşayan hukuk profesörleri Gary L. Francione ile Anna Charlton, hayvanlara davranış biçimimiz ile hayvanlara dair duygu ve düşüncelerimizin nasıl ve neden çeliştiğini bu sarsıcı kitapla gözler önüne seriyor. Vegan beslenme söz konusu olduğunda “İyi ama…” diye başlayan otuzdan fazla itirazı ve soru işaretini tek tek tartışan yazarlar, hayvanlar konusundaki ikiyüzlülüğümüze tuttukları aynayla bizi hayatımızın en önemli yüzleşme deneyimlerinden birine davet ediyorlar.


Kafesler Boşalsın – Tom Regan👈

Bilgi: Vegan Dükkan

“Aç müşteriler kafeslere doldurulmuş kedi ve köpekleri inceliyorlar, aralarında hayvanlar hakkında yorumlar yapıyor; sonra da kararlarını veriyorlar. Nihayet bir adam, metal bir maşayla uzun tüylü bir kediyi kafesinden hızla çekip alıyor ve apar topar mutfağa sokuyor. (…)

O uzun tüylü beyaz kedi bunca yıl nasıl da aklıma takılıp kalmış! Onun o acınası durumunun benim için insan sömürüsünün pençesine düşmüş tüm hayvanların durumunu sembolize etmesinden olsa gerek. Hiçbir suçu olmayan tüm o masumların sembolü. İnsan hoyratlığıyla karşı karşıya kalan tüm çaresizlerin sembolü…” Hayvanlar konusundaki duyarlılığının nasıl geliştiği hayvan hakları hareketinin önde gelen entellektüellerinden Tom Regan böyle anlatıyor. Kafesler Boşalsın’da, insan türünün hayvanlar üzerindeki tahakkümünün örnekleri gözler önüne seriliyor. “İnsanların hayvanlara korkunç şeyler yapmaktan vazgeçmeleri!” gibi basit bir talebi dillendiren hayvan hakları savunucularının, teorilerini ve eylemlerini hangi düşünce ve değerlere dayandırdıkları, mücadelelerini hangi felsefî saiklerden yola çıkarak ördükleri açıklanıyor. Kafesler Boşalsın, türe dayalı ayrımcılığı ortadan kaldırmayı amaçlayan hayvan hakları mücadelesinin felsefî kilometre taşlarından…


Vegan ve Anarşi – Elisee Reclus👈

Bilgi: 6:45

“1930-1905 yılları arasında yaşamış Fransız coğrafyacı Élisée Reclus anarşist ve Marksist ilk coğrafyacı olarak bilinmekte.
Élisée Reclus’a göre, coğrafya siyasi sorunları görmezden gelemeyeceği gibi, bu sorunların önemini ortaya çıkarmaya, ya da en azından daha iyi bir şekilde ortaya koymaya izin verir.

İsmi önemle unutturulmaya çabalanan düşünür, Türkçeye ilk defa bu önemli iki metni ile tercüme edilmiş olmaktadır. Anarşi Üzerine ve Vegan Üzerine…”


Hayvan Haklarına Giriş – Gary L Francione👈

Bilgi: Vegan Dükkan

Hayvan hakları kuramcılarından biri olan Gary L. Francione tarafından yazılan bu kitapta, hayvanları koruma kanunlarında temel alınacak kadar yaygınlaşan “insanca muamele” ilkesinin pratikte hiçbir hükmünün olmadığını savunuyor. Ona göre, hayvanlar insanların malı olduğu sürece, hayvanların acısını azaltmaya yönelik hukuksal düzenlemeler bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü mal sahibinin çıkarları, her zaman malının çıkarlarından öncelikli olacak ve bu gibi durumlarda hayvanların payına yine zulüm düşecektir. Francione, hayvanlarla ilgili görülen davalardan örnekler vererek, hayvanlara yönelik bariz işkencelerin bile mevcut hukuk sistemlerinde nasıl meşrulaştırıldığını gösteriyor. Ona göre, kölelik sorunu nasıl ki kölelerin durumlarını düzelterek çözülemediyse, hayvanların kurtuluşu da ancak hayvanların mal statüsüne son verilmesi ile mümkündür. Peki, bu konuda umut var mı? Yerleşik kanılarımızı sarsacak bu kitaba önsözüyle katkıda bulunan bir başka önemli hayvan hakları savunucusu Alan Watson şöyle söylüyor: “İnsan-hayvan ilişkileri etrafındaki tartışmaların uzun bir geçmişi var, ama ufukta herhangi bir çözüm görünmüyor. Yine de bence bu konudaki bakış açısı değişmek üzere. Francione’nin bu cesur ve ufuk açıcı kitabının, biz insanların hayvanlara yönelik bakışımızda ve bu bakışın onlara karşı davranışlarımıza yansıma biçiminde bir dönüm noktası yaratacağına inanıyorum.”


Hayvan Özgürleşmesi – Peter Singer👈

Bilgi: Vegan Dükkan

XIX. yüzyıldan bu yana tekrarlanan çok sayıda deneyde sayısız hayvanın ısıya tabi tutulduğunu ve bu deneyler sonucunda hayvanların sıcaktan fenalaşıp öldüğü dışında bir bilgiye ulaşılamadığını biliyor muydunuz?Dünyada her yıl milyonlarca hayvan, hiçbir somut fayda beklentisi olmadan, buna benzer deneylerde ısıtılıyor, donduruluyor, zehirleniyor, aç bırakılıyor, parçalanıyor, depresyona sokuluyor, ruh hastası yapılıyor. Her yıl yaklaşık 50 milyar hayvan, eti için öldürülüyor. Bunların büyük bir kısmı “sınai hayvancılık” teknikleriyle yetiştiriliyor, hayatlarının her saniyesinde acı çekip bazen hiç güneş ışığı görmeden ya da toprağa ayak basmadan öldürülüyorlar. Dünyanın her yerinde milyonlarca vejetaryen bunun bir zorunluluk olduğu iddiasını giderek daha az ikna edici hale getiriyor. “Spor” amaçlı avcılıkta, kürk sanayinde, eğlence sektöründe ise hayvanlara acı çektirmek için herhangi bir gerekçe göstermeye bile gerek duyulmuyor. Sürekli ahlâk, adalet ve eşitlik gibi kavramlardan söz ediyor, ama sıra hayvanlara gelince birdenbire apayrı bir ahlâk anlayışına geçiyoruz. Bu anlayışın özeti şu: Güçlü olan haklıdır ve kendisini savunacak gücü olmayan bir varlığa canımızın istediği gibi davranabiliriz.

1970’lerde bu anlayış ilk kez güçlü bir protestoyla karşılaşmaya başladı. İlk baskısı 1975’te yayımlanan Hayvan Özgürleşmesi bu sürecin en önemli kilometre taşlarından biriydi. Singer bu kitapta hem hayvanların ahlâksal statülerine ilişkin bir kuram geliştiriyor hem onlara yaklaşımımızın gerisindeki ideolojiyi irdeliyor hem de hayvan deneyleri ve hayvancılık sanayilerini inceleyerek bu ideolojinin uygulamada yol açtığı zulmü ortaya koyuyor.Yayımlandığı günden bu yana çok büyük bir ilgi gören, dünyanın her yerinde çok sayıda hayvan hakları derneğinin kurulmasını sağlayan, milyonlarca insanın vejetaryenliği seçmesine yol açan, birçok kişi tarafından “modern hayvan hakları hareketinin kutsal kitabı” olarak nitelendirilen Hayvan Özgürleşmesi bugün hâlâ bütün dünyada bu konudaki tartışmaların merkezinde yer alıyor. Artık bütün dünyada felsefecilerin ve hukukçuların başlıca tartışma konularından biri haline gelen hayvan hakları, hayvanların günlük hayatımızın her alanında ne kadar yoğun biçimde kullanıldığı düşünüldüğünde, aslında bugün dünya üzerinde yaşayan hiç kimsenin göz ardı edemeyeceği bir meseledir.

Sürekli ahlâk, adalet ve eşitlik gibi kavramlardan söz ediyor, ama sıra hayvanlara gelince birdenbire apayrı bir ahlâk anlayışına geçiyoruz. Bu anlayışın özeti şu: Güçlü olan haklıdır ve kendisini savunacak gücü olmayan bir varlığa canımızın istediği gibi davranabiliriz.


Hayvan Yemek – Jonathan Safran Foer👈

Bilgi: Vegan Dükkan

Neden kahvaltıda makarna yemiyoruz? Yemek yerken aldığımız kararları, neye dayanarak alıyoruz? Neden kuzu eti yiyoruz ama köpek eti yemiyoruz? Köpeklerini seven Fransızlar, bazen atlarını yer. Atlarını seven İspanyollar, bazen ineklerini yer. İneklerini seven Hintliler, bazen köpeklerini yer. Peki ya siz hangi hayvanları seviyor, hangilerini yiyorsunuz? Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın ile Her Şey Aydınlandı’nın parlak yazarı Jonathan Safran Foer, bu kez tabağımızdaki yemeklerin öyküsünü anlatıyor. Hayvan Yemek, kurgulanamayacak denli dehşetli birtakım gerçeklerin bize sofralarımız kadar yakın olduğunu gösteriyor; insanın marifetlerini, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Hayvan Yemek, bir vejetaryenlık çağrısı değil, bir uyanış çağrısı… Çatalımızı sapladığımız şeyin “ne” olduğunu, bize “neler olduğunu” görmekten çekinmeyenlere açık bir davet. Tabaklarınızı ve midelerinizi doldururken bu sayfalarda yazanları göz ardı edemeyeceksiniz. “Hayvan Yemek’i (eğer bu, uygun bir sözcükse) büyük iştahla okudum.” -Alain de Botton-


Hayvan Hakları ve Pornografi – J Eric Miller👈

Bilgi: 6:45

Derdini sert bazen de çok sert bir dil ile anlatan bir yazar Eric Miller, sertleşmesi ise hassasiyeti ile eşdeğer bu vegan yazarın. Olayları anlatmak ve de dikkati çekmek adına edebiyatı ve sahip olduğu bu dili kullanmayı seçmiş. Kitabın orijinal adı Türkçe baskısıyla aynı adı taşıyor, “animal rights and pornography”, kitap kısa ve vurucu hikâyelerden oluşuyor, lakin Miller’ın bu konuya bakışı kuramsal-politik değil, daha ulaşılabilir ve direkt olan; “core” ile “gore” arasında gidip gelen, daha çok insan ilişkileri arasındaki brutalliğe hayvan ihlallerini sokarak bir çeşit rahatsız etme-edebiyatıyla “gönderme”ler yaparak metnini örüyor.



Son güncelleme: 19 Temmuz 2017🌱veganlik.org

sizin yorumunuz: