“Veganlık Muhabbetlerinde Değişmeyen Sorular” 💁‍♀️

Hürriyet yazarı Sevin Turan, veganlara sık yöneltilen sorulara köşesinde yanıt verdi 🐾

Gazeteci Sevin Turan, Hürriyet gazetesindeki köşesinde geçtiğimiz hafta veganlığı ele aldı. Hayvansal ürünleri hayatından çıkarma yolunda ilerlediğini belirten Turan, soru cevap bölümünde hayvansal ürünlerin tüketimi ve veganizmin hayvanlar, sağlık, çevre ve yoksulluk ile arasındaki ilişkilere değiniyor:

(…)
Veganlık muhabbetlerinde değişmeyen, bir yerinden banko karşınıza çıkan başka sorular da var. (Üniversite sınavındaki paragraf soruları gibi düşünün, her yıl mutlaka çıkar ya hani…) Haydi, gelin bu sorulara da bir bakalım. Yarın öbür gün ihtiyacınız olabilir belki…

Ama çok sağlıksız değil mi?

“Değil” deyip konuyu kapatmak istiyorsun ama tabii öyle tek kelimeyle kestirip atmak olmuyor. Oturup anlatıyorsun tek tek bitki temelli beslenme modelinin insan ömrüne 4 yıl kattığını gösteren araştırmaları, efendime söyleyeyim çiftlik hayvanlarına yedirilen antibiyotikli yemlerin zararlarını filan.

Ben sadece insani koşullarda yaşayan, doğal/organik/serbest gezen hayvanların etlerini yiyorum/sütlerini içiyorum.

Gerçekten öyle olduğuna emin misin? Hiç serbest gezen bir hayvanın yaşam koşullarını görme şansın oldu mu? Haydi, eve aldıkların neyse, dışarıda yediğin etin yumurtanın nereden geldiğini bilmen imkânsız. Üstelik sen böyle adının önüne sıfatlar gelen ürünleri tükettikçe, tüm dünyada gıda fiyatları artıyor. Gıdaya erişim güçleştiği gibi, maddi olarak ulaşılabilir alternatiflerde de hayvanların yaşam koşulları giderek kötüleşiyor.

Peki, hiç mi protein almıyorsun?

Canım, dedim ya mercimek köftesi! Üstelik hayatımızı sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz esansiyel aminoasitlerin tamamı mesela patateste bile var. (Bir yıl sadece patates yiyen adamı hatırladınız mı?) Devamında gelecek “Ama patatesle, mercimekle et bir olur mu? O protein ayrı bu protein ayrı!” sorusuna ise bir başka soruyla karşılık vermek en güzeli: İnekten aldığın ama kendin sentezleyemediğin bir protein var mı?

Ama zaten o hayvanı öldürmüşler. Sen yemişsin, yememişsin ne fark eder?

Hani okulda görmüştün Ekonomi-101 dersinde, bir arz vardı bir de talep. Hatırladın mı? Mesela bu akşam buradaki 20 kişi de et yemiyor olsa, bir dananın eksik kesileceğini söylemeye gerek var mı?

Köprü altlarında insanlar aç yatarken bu senin yaptığın iş mi? Bulup da bunamaktan başka bir şey değil…

Sen biliyor musun ki dünyada insanların karşı karşıya olduğu açlığın en önemli sebeplerinden bir tanesi hayvancılık endüstrisi. Çiftliklerdeki hayvanların yediği tahılların miktarı, bir yılda 1 milyar insanı doyurabilecek miktarlara ulaşıyor. Bir inek günde kaç kilo yiyecek tüketiyor, hiç düşündün mü?

Ben bir yerde okudum, bitkiler de birilerinin onları yediğini hissedebiliyormuş.

Evet, Missouri Üniversitesi’nin yaptığı o araştırmayı ben de okudum. Hedefim yakında frutaryen olmak. Dalından kendiliğinden düşmemiş hiçbir şeyi yemeyeceğim bundan sonra. Hodri meydan!

Peki, ama yani neden kendine böyle işkence ediyorsun? Et yiyen ölüyor da yemeyen ölmüyor mu?

Birincisi, kendime işkence etmiyorum, hayatımdan gayet memnunum. İkincisi, bir tavuğun hayatını bir A4 kâğıdından daha küçük bir alanda oturarak geçirmesine sebep olmaktansa kendime işkence etmeyi tercih ederim.

Vesaire vesaire… Genelde “Peki ama zor olmuyor mu?” sorusuyla muhabbet başladığı noktaya dönüyor. Ama bazen, çok nadir de olsa, “Haklısın, ikna oldum. Ben de deneyeceğim, en azından bir hafta” diyenler de çıkıyor. Çok seviyorum onları. Ama demeyenlerin de canı sağolsun. Sonuçta Nihal’in dediği gibi “Kimsenin yediğiyle bir derdim yok”.

Hürriyet yazarı Sevin Turan’ın
köşe yazısının tamamını okumak için tıklayın.
veganlik.org ‘un Veganlık Hakkında Sık Sorulan Sorular derlemesi için:
veganlik.org/neden

Son Güncelleme: 1 Kasım 2017 🌱 veganlik.org

sizin yorumunuz: