Sporcu Gamze Kırcalıoğlu ve Ironman Tecrübesi 🏃🏻‍♀️🏅

Sporcu Gamze Kırcalıoğlu Uribe ile, veganlık ve vegan Ironwoman olmak üzerine bir röportaj ve kendi kaleminden Ironman Arizona 2014 tecrübesi…

röportaj: Alpay Akhun · 7 Ocak 2014 · cyclingtr.com

Alpay Akhun: Gamze, vegan diyeti nedir, bilmeyenler için biraz bize anlatır mısın?

Gamze Kırcalığolu Uribe: Alpay, hiçbir şekilde hayvansal ürünün, süt peynir dahil tüketilmediği bir beslenme tipi. Bizler kısaca kendi aramızda yüzü olan hiçbir şeyi yemeyiz diye bir tanımlama kullanırız. Hatta veganlar genellikle hayvan ürünlerinden oluşan giyim vb. eşyaları da kullanmamaya özen gösterir.

Veganlık sadece bir beslenme tipi olmayıp, ayrı bir felsefe de içeriyor değil mi?

Evet söylediğin gibi veganlık bir hayat felsefesi ve yaşam tarzı. Kendini hiçbir canlıdan üstün tutmayan kalbi açık ve her şeye pozitif bakan, iyiliklere yönelik bir yaşam biçimi. Amacı öldürmeyi ve leş yemeye engel olmak.

Ne zamandır vegansın?

Son bir yıldır veganım, ondan önce bir buçuk yıldır da vejetaryendim.

Geçmişte bir sürü beslenme tipi moda olmuştu. Atkins diyeti, Dukan diyeti, Taş devri diyeti vb. onlarca diyet vardı. Vegan diyeti de böyle bir şey mi?

Bu benim için geçici bir şey değil, bu bir hayat felsefesi ve tüm kalbimle bağlıyım.

Peki ailen bu konuda ne diyor?

Sarp ve John da vegan. Onları görsen inanmazsın, vegan diyetinden sonra oldukça kaslı bir görünüme sahip oldular.

Neden vegan oldun, biraz bize anlatır mısın?

Bundan birkaç sene önce beslenme dietim haftada bir kırmızı et, iki-üç gün beyaz et, özellikle balık diğer günler bakliyat ürünleri şeklindeydi. Bol yumurtalı ve beyaz peynirli ağır kahvaltılar ardından inanılmaz mide yanmaları yaşıyordum. Üstelik kolestrolümünde yüksek çıkması üzerine kahvaltı diyetimi değiştirmeye karar verdim.

Sürekli spor yapan birisi olarak kolestrolümün yüksek çıkmasına anlam veremiyordum. Kahvaltılarımı, yulaf ezmesi içine attığım kuru meyva ve bademlerle yapmaya başladım. Süte karşı toleransım olmadığı için vanilyalı soya sütü içerek ihtiyacım olan kalsiyumu almaya başladım. (Ayrıca tadı da çok güzel) Sonrasında mide ağrılarım ve yanmalar geçti. Üstüne üstlük daha enerji dolu olduğumuz hissetmeye başladım. Sabahları yumurtalı ağır kahvaltılarını üzerine yaptığım çalışmalarda zorlandığımı ve en az üç saat geçmesine rağmen midemin sindirim sorunu yaşadığını gözlemledim. Akşam yemeklerinde kıymalı ya da tavuklu makarna yediğim zaman ertesi gün yaptığım antrenman veya yarışlarda sindirilmemiş gıdalar yüzünde iyi sonuç alamadığımı gözlemledim. Oysa bir gece önce mercimek, bulgur salata gibi hafif gıdalar yemişsem beni çok daha canlı tuttuğunu gözlemledim.

Bir süre vegan tipi beslenme konusunda araştırma yaptım. Vegan diyeti nedir, vücuda nasıl bir yarar sağlar, işlenmiş ürünler ve kutuda satılan içi kimyasal maddelerle dolu yemeklerin aslında gıda olmadığını ve zehirli ürünler olduğunu öğrendim. Okulda aldığım tüm bilgilerle araştırmamı birleştirip vegan diyetine geçiş yapmaya karar verdim. Öğrendiklerimi eşimle paylaştığımda o da bana katılmaya karar verdi. Biz veganlıktan bir yıl öncesine kadar zaten vejetaryendik artık vegan olduk.

Neden balık yemiyoruz? Bana en çok sorulan sorulardan birisi bu. Bu seneki Türkiye ziyaretimde hiç yoksa otuz kere sormuşlardır. Öncelikle balık da bir hayvan olduğu için yemiyorum. Vegan diyeti hiçbir şekilde hayvan ve hayvan ürünleri içermez. Fakat esas sebep bu değildir. Çiftlik balığı olmayıp deniz balığı bile olsa hatta okyanus balığı da olsa tüm balıklar bünyelerinde ağır metal(civa, kurşun, arsenik) polikarbon, dioksin vb. kimyasallar taşımakta ve bunlar insan sağlığını olumsuz yönde etkilemekte.

Çiftlik balıkları, deniz balıklarına göre çok daha fazla toksin içeriyorlar. Midye, istiridye, karides, istakoz gibi kabuklu deniz hayvanları da çok fazla toksin içermekte. Balık ne kadar yaşlı ve yüzeye yakın yaşıyorsa toksin birikimi o kadar fazla oluyor. Türkiye’deki kefal ve kılıçbalığı üzerinde yapılan araştırmalarda 1.2 mg/kg üstünde civa tespit edilmiş. Konservelerde alınan ton balığının içindeki civa miktarı ise en yüksek olanlardan biri. Bu arada Japonya’daki Fukuşima nükleer döküntüsünün etkileri Kaliforniya kıyılarına kadar geldiğine göre gerisini siz düşünün.

Peki kanımızdaki Ph nedir ve neden önemli?

Hayvansal ürünlerin Ph üzerindeki etkisi oldukça önemli bir konu. Sağlıklı bir vücuttaki kanın P oranı, 7.35-45 dir. Bu oran kandaki asit ve alkali oranını gösteren bir değer. Bu oranın aşılması halinde insan vücudundaki sistemler arıza yapmaya başlar ve mesajlar iletilemez hale gelir. Hücreler gerekli besinleri alıp işlevlerini yerine getiremez. Bu yüzden de yediğimiz besinlerin Ph üzerindeki etkisi sağlığımız için çok önemli. Hemen hemen tüm meyve ve sebzelerin vücudun asit seviyesini düşürme etkisi var. Bir başka değişle Ph yükseltme etkisi.

Siz limon yediğiniz zaman düşünülenin aksine kanınızdaki asit miktarı azalıyor. Diğer yandan tüm havyasal ürünler, beyaz şeker, tuz, sodalar, beyaz un, alkol, tütün, tatlandırıcılar, antibiyotikler, vücudunuzdaki asit oranını arttır. Dolayısıyla metabolizmanız zarar görüyor. Elbette sadece Ph değerini yükselten yiyecekler yemekte doğru değil. Hayvansal gıdalar yerine bakliyat ürünleri yiyerek sağlıklı ve dengeli yaşamak mümkün.

Peki, düşen Ph seviyesini vücudunuz nasıl dengelemeye çalışıyor? Vücudunuz, önceden depo etmiş olduğu kalsiyumu kullanarak Ph değerini yükseltmeye çalışır. Örnek olarak; siz süt içtiğinizde, sütten almış olduğunuz alkali madde vücudunuzda asit oluşumuna imkan sağlıyor ve Ph değerinizi düşüyor ve vücudunuz kemiklerinizdeki kalsiyumu kullanarak kendini dengelemeye çalışıyor.

Sonuç olarak, siz süt içip kalsiyum alıyorum diye sevinirken aksine kalsiyum kaybediyorsunuz. Üstelik bu kaybedilen oran sütten almış olduğunuzdan daha fazla. Özellikle pastörize edilmiş sütte bu oran daha yüksek.

Vegan diyetinin damarlar üzerindeki etkileri neler, açar mısın?

Damarlarımızdaki kanın temiz ve bolca besin dolu olması, yediğimiz yiyeceklerin temiz olmasına bağlı. Hücrelerimizin iyi beslenmesi de kan damarlarımızın açık olmasına bağlı. Tıkalı olmayan damar sistemi hücreleri daha iyi besliyor. Tıkalı olan ya da plakla kaplı damarlar yeterince besini hücrelere ulaştıramıyor ya da hiç ulaşmıyor. Yeterince beslenemeyen hücreler ölmeye başlıyor ve sistem arızalanıyor. Damar tıkanıklığı ve plaklar yüzünden oluşan hastalıkların başında, beyin felci ve hastalıkları, kalp krizi geliyor.

Vegan diyeti damarları açıyor, genişletiyor ve plaklardan arındırıyor. Sebze ve meyvelardaki antioksidanlar vücuttaki toksinlere yapışıp onları çökertiyor. Bugün başta Amerika ve diğer dünya ülkelerinde vegan diyeti ve veganlığa geçiş hızla artmakta. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü, hayvansal ürünlerin mümkün olabildiğince az tüketilmesi gerektiğini, onun yerine taze sebze meyve ve bakliyat ürünlerinin alınması gerektiğini hatırlatıyor.

Veganlar daha enerjik mi oluyor?

Etin öğütülmesi ve vücuttan atılması 48 saati bulabiliyor. Bu süreç içerisinde vücut sürekli enerji harcıyor. Oysa ki bakliyat, tofu gibi besinler için bunu çeyreği kadar bir enerji harcanır. Bu yüzden geriye kalan enerji sizin.

Hiçbir şekilde hayvansal gıda almıyorsan, proteini nereden alıyorsun?

Tofu, tempeh, hemp, her türlü bakliyat, badem ceviz, fıstık ayrıca aklınıza gelmeyen birçok sebze ve meyvede protein var. Kalsiyum için yine tofu tempeh, tahin, badem, kale, brokoli, bok choy, pekmezden ayrıca favori sütlerim olan soya sütü, badem ve pirinç sütü var. Ayrıca vegan diyeti sayesinde günlük ihtiyacım olan 2.4 mg B12’ yi rahatlıkla temin ettiğim için hiçbir sorunum olmadı.

Hiçbir şekilde vitamin ve suplement de kullanmadığımı söyleyebilirim. Kondisyonu arttırdığı söylenen hiçbir ticari spor içeceğini de kullanmıyorum. İçecek olarak evde yapmış olduğum Hindistan cevizi ve smoothie tarzındaki içeceklere az tuz ekleyerek tüketiyorum.

Peki bize son olarak tarihte ve tanınmış sporcular arasında vegan olan isimlerden örnekler verebilir misin?

Tarihe adını yazdırmış vegan ve vejeteryanlerden önemli şahsiyetler arasında Benjamin Franklin, Abraham Lincoln, Mark Twain, Upton Sinclar, Mohandas Gandi, Albert Einstein, Leonardo da Vinci var. Ünlüler arasında, Paul McChartney, John Lennon, Richard Gere, Darly Hannah, Justin Timberlake, Pamela Anderson, Alec Bladwin, Jay Z and Beyonce, Prince, Natalie Portman var.

Vegan atletleri saymak geerkirse, Carl Lewis, Martina Navratilova, Mike Tyson, Dave Scott, Scott Jurek (ultramaratoncu), Brendan Brazier (ironman pro), Rich Roll (ultra ironman endurance atleti), Zac Covalcik (13 elit madalyalı çoklu eyalet bisiklet şampiyonu ve iki ulusal madalyalı.

Bu güzel röportaj ve bilgilendirme için çok teşekkür ederiz. 2014 yılındaki hedeflerin için sana başarılar diliyorum.

Bu röportaj 7 Ocak 2014 tarihinde cyclingtr.com‘da yayınlandı.

Gamze Kırcalıoğlu Uribe’nin Kendi Kaleminden:

Ironman Arizona ve Vegan Diyeti 👇

Arizona’nın Tempe şehrine 15 Kasım Cuma akşamüstü saat 6 civarlarında saatte 170km/s hızlı vardık. Eşim John’un iş, benim yoğun iş ve okul temposu yüzünden Cuma günü Tempe’de olmadık. Cumartesi de devam edeceğini düşündüğümüz yarış paketi alımı ise çoktan kapanmıştı. Fakat bana arkadaşlarım tarafından beni uyarmak üzere göndermiş oldukları telefon mesajı üzerine “Acil Durum” telefon numarasını arayarak, geç kalacağımızı bildirdim. (Elbette sadece aramanız yeterli olmuyor, geçerli bir mazeretinizin de olması şart)

Önceden arayıp durumumuzu bildirdiğimiz için paketlerimiz alabildik ve almanın sevinci ile beraberimizdeki kedilerimizle birlikte otele yerleştik. Cumartesi günü, Tempe kasabası gölü denilen fakat gölden çok kirli suların aktığı bir kanal benzeyen gölde 15 dakika kadar deneme yüzüşü yaptık. Su soğuk gelmedi ve hatta kolsuz wetsuit’le yüzülebilir diye düşündüm. Hava sıcaklığının yaklaşık 23 santigrat derece olacağını bildiğim için bunu pek sorun etmedim. Otelimizin yakınındaki vegan restoranda öğle ve akşam yemeklerimizi yiyerek elimizden geldiğince dinlenmeye çalıştık.

Pazar sabahı yarış alanına varır varmaz bir gün önceden koymuş olduğumuz bisikletlerimizi kontrol edip suluklarımızın birine sabah yapmış olduğumuz yeşil smoothie diğerine Hindistan cevizi sularını koyduk. Ardından da yüzme startına doğru yürümeye başladık. Yarıştaki yüzme startejim, benim ilk grupla birlikte suya girmem ve ön sıralarda yer almam şeklinde idi. Tecrübelerime dayanarak arkada başlamanın dezavantajlarını çok iyi biliyordum.

Bize su sıcaklığının yaklaşık 15.5 santigrat derece olduğunu söylemişlerdi ama bana Alcatraz kadar soğuk geldi. Hava sıcaklığı da sabahın erken saatlerinde yaklaşık 14 santigrat dereceydi. Suyun içine girdikten sonra 20 dakika kadar bekledik. Aşırı derecede üşüdüğüm için bekleme süresi bana saatler kadar uzun geldi. Çenemin takırdadığını hatırlıyorum.

Triatlonda en kuvvetli olduğum branş yüzme fakat bu yıl yoğun okul programından ötürü yeterince antrenman yapamamış olmanın endişesiyle bir an “Keşke arka sırlarda olsaydım!” diye düşünmeye başladım. Çünkü etrafımdaki herkes benden daha güçlü ve hızlı geldi gözüme.

Nihayet yarış başladı. Kol, bacak, tekme tokat yağmuru altında yüzmeden çok suyun suyun üstünden kalma çabası ile ilerlemeye çalışıyordu herkes. Çok geçmeden aşırı hızlı gittiğimi fark ettim. Wetsuit ciğerlerime basıyordu ve nefes alamıyordum. Arkamda 2000’ e yakın insan olması beni daha da nefessiz bıraktı. Çevremden yediğim temle tokatlara aldırmadan yavaşladım ve nabzımın normale dönmesini sağladım. Böylece nefesim de düzeldi. Solunumum düzelmesinin ardından güvenim de yerine geldi ve normal hızıma ulaştım. Yüzme etabını bitirdiğimde geçen yıla göre üç dakika daha yavaş yüzmüş olmam hoşuma gitmedi ama önümde uzun bir gün olduğunu düşünerek moralimi bozmamaya çalıştım.

Bisiklete bindikten sonra soğuktan titriyordum. Bu titreme yaklaşık 15km kadar sürdü. Üç loop olan bisiklet etabı boyunca sürekli bir şeyler yedim. Kondisyonumun çok yüksek olmadığını bildiğim için nabzımı çok yükseltmemeye özen göstererek rahat bir tempoda sürdüm. Hatta özel ihtiyaç çantası alırken hem tuvalet hem de kısa bir yemek molası verdim.

Bisikletteki beslenme planım, badem yağı ezmesinden sandviç, üç orta boy haşlanmış orta boy tuzlu patates, iki adet vegan bar, bir vegan muffin’ i yemekti. Bunların hepsini iki kutu Hindistan cevizi suyu ve koca bir yeşil smoothie (1 muz, 1 kaşık spirulina, 1 kaşık miso, 1 kap ananas suyu ile blendır da karıştırarak yaptım.) Yediklerimden dolayı hiçbir şekilde mide sıkıntısı yaşamadan bisiklet etabını tamamladım.

Koşu etabı, iki looptan oluşuyordu. İlk turda iyi bir tempo ile giderken eşim John’ la karşılaştım. O koşuya daha yeni başlamıştı. Bsikletin son mil’ inde kayıp düştüğünü söyledi. Onun tüm omuz ve kol bölgesini kan revan içinde görmek beni şoka soktu. Bir ilk yardım teknisyeni olarak, işin içinde kırık olabileceği endişesiyle yarışı bırakmasını söyledim. Hatta birlikte bırakmayı önerdim. Bir süre tartıştıktan sonra beni, devam etmem gerektiği yönünde ikna etti. John, maratonu yürüyerek bitirmeye çalışacağını eğer bir aksilik olursa arkadaş grubumuzdakilerden haber alabileceğimi söyledi. Onu bu şekilde bıraktığım için çok endişeliydim.

Onu, bu şekilde bırakmanın endişeyle içimden, eşime Arizona’ ya katılalım diye çok ısrar ettiğim için üzüntü duydum. Hızımı düşürdüm ve yemeyi kestim. Yanımda vegan jeller olmasına rağmen bir süre hiçbir şey yemedim. Yarı koşma yarı yürüme şekliden rahat bir tempoya geçtim.. Sadece haftasonlarına sıkıştırmış olduğum antrenmanlarımın yanı sıra yarış haftası boyunca da sabahları beşte kalkıp bütün gün iş için koşturmuş olmak beni bir hayli olumsuz yönde etkilemiş olsa gerek. Maraton gözümde inanılmaz büyümeye başladı. Maraton koşarken ilk kez esneyen triatlet ünvanını elde etmeye az kalmışken yaş grubumda koşan bir kız gözüme çarptı. Gayet iyi bir tempoda koşuyordu. Biraz yanında koştuktan sonra sohbet etmeye başladık. Kanada’ dan geliyordu ve o da benim gibi Kanada Ironman’ i koşmuştu. Yeni arkadaşım sayesinde yarışın son bölümünü yaklaşık 5:40’ lık pace ile koşarak tamamladık.

Bitiş çizgisine yaklaşırken yarışı benim önümde tamamlaması için biraz yavaşladım. Çünkü ona çok şey borçluydum. Birbirimize sarılıp teşekkür ederek yarışı tamamlamanın mutluluğunu paylaştık. John benden birkaç saat sonra tahmin ettiğim gibi kırık bir kalvik kemiği ile maratonu yürüyerek tamamlamış…

Ironman Arizona benim vegan diyetimle yaptığım ilk full IM’ im oldu. Bu süreçte tam gün tam gün hemşirelik hem de part time çalışma temposundan fırsat bulabildiğim kadar IM’ ye hazırlanabildim. Birçok haftalar toplam antrenman sürem 10 saatin altında kaldı. Vegan diyetinin verdiği enerji ile hem sınıfımı A’ larla geçtim hem de IM’ de kötü sayılmayan bir sürede yarışı tamamladım.

2013 yılında vegan diyeti sayesinde üç maraton, beş yarı maraton, yedi kez 160km’ lik bisiklet tırmanma yarışı, bir IM 70.3 bir IM ve okyanus yüzme yarışı tamamladım. Hiçbir şekilde de sakatlanmadım. Eski sakatlıklarımdan eser kalmadı. Hem enerjim iki katına hem de recovery sürem iki katına çıktı. Üstelik eskiye nazaran çok daha hızlıyım. Ayrıca bir kez dahi hasta olmadım. Seneye Ironman Tahoe Lake yarışını listeme aldım. Oldukça zorlu bir yarış olan IM Tahoe Lake Amerika’ nın en zor yarışı olarak biliniyor. Tıpkı Ironman Fransa gibi müthiş tırmanış etapları içeren bir yarış. Bu yarışı da vegan diyetim sayesinde üstesinden geleceğime inanıyorum. Herkese bol sebze ve meyveli günler dilerim. Ayrıca Alpay arkadaşıma da bana bu fırsatı verdiği için çok teşekkür ederim.

Son Güncelleme: 30 Eylül 2017 🌱 veganlik.org

sizin yorumunuz: