Vegan Devrimi ve Hayvan Hakları Aktivizmi ✊

Ankara Vegan Atölye’nin davetlisi yazar Zülal Kalkandelen’in, Veganizm ve Hayvan Hakları Aktivizmini ele aldığı konuşmasından satır başları: Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin veganizm açısından önemi, insan-hayvan-çevre haklarının ilişkisi, “Hayvan refahçısı” yaklaşım…

Haber: veganlik.org · Ercan Balcı‘nın video aktarımıyla

Ankara’daki vegan restoran Veganka‘da, Ankara Vegan Atölye’nin düzenlediği etkinlikte konuşan hayvan hakları aktivisti yazar Zülal Kalkandelen, günümüzde vegan bir devrimin yaşandığına dikkat çekti ve veganlığın bugün giderek yayılıyor olmasının bir tesadüf olmadığının altını çizdi:

“Bu, etik bir devrimin yaklaşımı. Türcülük, artık ahlaki olarak sorgulanıyor. Bizler gibi hissedebilir, duyarlı canlılar olan hayvanlara yapılanlar yanlıştır diyen insanlar bu devrimin bir parçası.”

Bilim yanımızda; kanıtlar, verilerle ilerlemeliyiz

7 Temmuz 2012 tarihinde Cambridge’de, aralarında Stephen Hawking’in de olduğu biliminsanlarının bir araya gelerek sunduğu Cambridge Bilinç Deklarasyonu“nu hatırlatan Kalkandelen, “Veganizmi savunurken bilimi arkamıza almamız önemli. Veganizm bir inanç değil. Veriler ve kanıtlarla ilerlemeliyiz. Ve bugün bilim de, teknoloji de bizim yanımızda” diye konuştu.

“Geçtiğimiz günlerde George Monbiot the Guardian’da bir yazı yazdı. Et yemeyi savunanlara, son argümanınız da bitti, dedi. Hayvan haklarıyla ilgilenmiyorum, etin tadını seviyorum diyenler var. Artık teknoloji sayesinde aynı tadı bitkisel olarak da elde edebiliyoruz. Zaten ete tadını veren pişirme yöntemi, içine konulan baharatlar. İnsanlar, ağız tadı olarak eti neden seviyor diye tartışıp bu ürünleri reddeden veganlar var. Ben kendim de o ürünleri arayan birisi değilim ama eğer bunlar birilerinin hayvan yemesine son verecekse neden o tadı seviyorlar diye ayrıntıya takılmak gereksiz.”

“Çünkü bizim amacımız, yaşam hakkını savunmak, hayvan köleliğine son vermek. Bugün aynı tat bitkisel olarak üretilebiliyorsa, bunu sorgulamanın hayvanlara bir yararı yok. Onun yerine etin doğal olduğunu savunanlara sormalıyız: Pençelerimizle ormanda hayvan avlayıp çiğ çiğ mi yiyorsunuz?”

“Veganlık mücadelesinde insanlara ‘sen katilsin!’ diye yaklaşmak yerine, doğru bilgiler ile, kanıtlar sunarak ilerlemeliyiz. Veganizm, bizim dayanak olmadan benimsediğimiz bir inanç, düşünce değil, ortada bilimsel gerçekler var. İnsanları araştırmalara, belgesellere yönlendirerek, karşılıklı çatışmaya fazla girip ilgi duyabilecek insanları uzaklaştırmadan hareket etmemiz lazım. Çünkü biz haklıyız. Veganizmin dayandığı sağlam gerçekler var.”

Hayvansal sömürüye karşı teknolojik gelişmeleri yanımıza çekmeliyiz

Günümüz gelişmelerinin veganizmle ilişkisinin “sermaye” bazlı olmasına dair bir soru hakkında ise Kalkandelen şunları söyledi:

“Evet, bu gelişmeler kapitalist düzende, hayvanları sömüren sistemin içinde gerçekleşiyor. Silikon Vadisi bunlara neden yatırım yapıyor? Çünkü dünyanın gidişatı bu yönde. Konuya etik olarak yaklaşmadıkları, kar odaklı oldukları belli. Uzmanlar 50-60 yıla kadar dünyada küresel iklim değişikliğine bağlı olarak birçok şeyin değişeceğini söylüyor. Bunu gören teknoloji firmaları da harekete geçti. Teknolojinin elbette zararlı yönleri çok.”

“Hayvan hakları mücadelesinde hayvan köleliliğini sona erdirmek istiyorsak, teknoloji bitkisel ete yatırım yapınca onu itmek yerine, teşvik etmeliyiz. Bu aşamada büyük sermaye bilim ve teknoloji ile bu doğrultuda yatırım yapıyorsa bu hayvanlar, insanlar ve dünya için iyi bir şey, reddetmek yanlış olur. 7.6 milyar insan var dünyada, herkes ilkel hayata dönmeyeceğine göre alınacak mantıklı tavır bu olur. İleride belki durum değişir ve vegan firmaların sayısı artar, o zaman tabii ki sadece onları destekleriz.”

Kalkandelen, bulunduğumuz dönemin bir geçiş aşaması olduğunu belirterek, atılan adımların kolay olmadığını belirtti:

“McDonalds vegan burger çıkardı mesela; ben gidip orada yemek yemem ama öyle bir firma bile vegan ürün üretiyorsa bu artan talep ve zorunluluktandır. Bunu görmemiz lazım. Migros’tan alışveriş yapıyoruz değil mi? Ben dönüşüm sürecinde yalnızca vegan mekan ve dükkanları destekliyorum. Ama bunların olmadığı yerlerde yaşıyor insanlar; zorunlu olarak Migros’tan alacak vegan ürünlerini.”

“Öyle bir dünyadayız ki, veganları, vegan olmayan şirketler besliyor. Bunun verdiği rahatsızlığı anlıyorum. Ben de memnun değilim ama hayvanlara bir faydası olacaksa, bu aşamada bunu tartışma konusu yapmayı ertelemek durumundayız. Şu an geçiş aşamasındayız. Böyle temelden bir değişim aniden ve kolay olmuyor.”

İnsan, hayvan, yeryüzü özgürlüğü iç içe geçmiş durumda

Çevre konusunda ise yazar Kalkandelen, farklı mücadelelerinin birbiriyle bağlantılı olduğunun da altınız çizdi:Çevre konusunda ise yazar Kalkandelen, farklı mücadelelerinin birbiriyle bağlantılı olduğunun da altınız çizdi:

“Veganlık dünyadaki çevre hareketlerinden soyutlanarak da anlatılmamalı. Doğa ve yaşam alanları yok ediliyor. Hayvanların da doğal alanlarını yok ediyoruz. İnsan, hayvan, yeryüzü özgürlüğü iç içe geçmiş durumda.”

“Veganlara bu kadar aç insan varken neleri konuşuyorsunuz deniyor. Oysa dünyada hayvancılığa ayrılan topraklarda onun yerine bitkisel tarım yapılsa, milyarlar açlıktan kurtulmuş oluyor.”

Kafesin büyüklüğünü değil, kafesin olmamasını savunuyoruz

“Hayvan Refahçısı” yaklaşımın hayvan hakları savunuculuğu ile ilgisi olmadığını hatırlatan Kalkandelen, şunları ekledi:

“Bir hayvanın kafesinin büyüklüğünü değil, kafesinin olmamasını savunuyoruz. Hala “insanı kesim” tarzı savunmalar yapan, adında “Hayvan hakları” geçen kuruluşlar var. Adlarını değiştirsinler, ben de susayım. Çünkü bunun hayvan hakları ile ilgisi yok. Buna karşı çıkmamız gerekiyor. Çok dernek var ama çalışmaları sokak hayvanlarıyla sınırlı. Köpeği seviyorum, ama kuzuyu yiyorum diyorsanız, hayvan hakları savunucusu olmak mümkün değil. Hayvan haklarını savunmuyorsunuz, sokak hayvanlarını seviyorsunuz.”

“Hayvan hakları ve çevrecilik Türkiye’de içi en çok boşaltılan kavramlar. Baksanız, herkes hayvansever. Hayvan yiyorum, ama onlar için çok şey yapıyorum diyenler var. Bu insan haklarını savunuyorum, ama sadece beyazlarınkini savunuyorum demek gibi bir şey.”

“Hayvan hakları alanında çalışan herkes vegan olmalıdır. Bu net. Çok da kolay bir şey vegan olmak, hele ki bugün. Veganlar “özel” insanlar falan değil. Herkes vegan olabilir, çok et düşkünü insanlar bile olabiliyor. Yeter ki o kişisel devrimi içinizde yaşayın. Zoraki olacak bir şey de değil bu. Etik olarak sorguladıktan sonra, geri dönüşü olmuyor.”

Veganizm, toplumdaki sorunlara ciddi çözümler getiren bir duruş

“Bir de insan hakları tamam da mı hayvan haklarıyla uğraşıyoruz diyenler var. Uygar bir insan, insan hakları ile hayvan hakları savunuculuğunu bir arada yürütebilir. Bir seçim yapmak zorunda değiliz ki ikisi arasında?”

“Günümüzün bilişim devrimi içinde veganizm, toplumun içinde bulunduğu sorunlara çok ciddi çözümler getiren bir duruş. Kolay kazanabileceğimiz kesimler, ilerici, aydın, çevreci, feministler… Onların hepsine, özgürlükçü bir insan isen, böyle duyarlı bir canlıya yapılan zulüm ve işkenceyi nasıl kabul ediyorsun diye sormalıyız. Veganizmin argümanları çok sağlam ve savunulması hiç zor değil.”

Son Güncelleme: 18 Aralık 2017 · Fotoğraflar: Ankara Vegan Atölye · Veganka 🌱 veganlik.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.