Vegan Hayvan Diyetleri: Gerçekler ve Efsaneler

Binlerce vegan hayvanlarla arkadaşlık ediyor veya kurtarılan kedi ve köpeklerin bakımını üstleniyor. Bununla birlikte bir veganın onları ne ile besleyeceği tartışmalı bir konu olmayı sürdürüyor. Hayvan refahı bilimi, ahlakı ve hukuku alanlarında Avrupalı uzman veteriner ve Winchester Üniversitesi’nde Hayvan Refahı ve Ahlak profesörü olan Andrew Knight bize daha fazlasını anlatıyor.

Dr. Andrew Knight · 20 Mart 2015

Mantıklı sonuçları ele alındığında, refakatçi hayvanların vegan beslenmesi konusundaki ortak yanlış algılar bizi oldukça ilginç yerlere götürebilir. Örneğin ‘yaygın bilgi’ye bakarak, bir korkunç yırtıcının hem sığlığı, hem de okyanus derinliklerini sinsice izlemesi gerektiği sonucuna ulaşabiliriz.Epey güçlü olan bu canavar, denizden 10-20 km açıklığa yüzerek, yarım tona kadar ağırlığı olan Bluefin orkinosu ile çarpışıyor – su altında ölüme kadar çatışıyorlar. Bazen somon, ringa ve karides gibi daha küçük türleri avlamakla birlikte orkinoları (ton balığı) yeğliyor ve daha önce hiçbir mücadeleyi kaybettiği bilinmiyor.

Ayrıca rahatsız edici bir şekilde, son derece çirkin. Islandığında korkunç görünen, tamamen kıllarla kaplı bu garip, hidrofobik canavarı, su, tıslayan, tüküren bir pençe yığını haline getiriyor.

Bu korkutucu görüntü, tabii ki bir ev kedisi.

Karasal yırtıcılar

Ve Afrika’da, karada olanlar bile güvende değil. Kedigillerin beslenmesi hakkındaki ‘yaygın bilgi’ye bakarsak, gelişmeye başlayan vahşi yaşama geri dönmüş kedi kolonilerinin geleneksel yollarına döndüğü, büyük oynayarak, özellikle inek, koyun ve domuzları avladıkları ve nesli tehlikede olan bizon sürülerini tehdit ettiği görülüyor.

Bu korkunç yırtıcı kediler avlarını, ineklerin sütü ile yutmak istiyor gibi görünüyor. Kedi yavruları ise görünene göre tadı oldukça doğal algılıyor; çünkü anne kediler başka avların peşinde koşarken, onları kuşkusuz seçilmiş süt veren ineklere koruması için bırakıyor.

“Düpedüz saçmalık!” diye alay ettiğinizi mi duyuyorum? Tekrar düşünün! Dünya çapında milyonlarca kedi ve köpek koruyucusu, kedi ve köpek arkadaşlarını balık ve karides konserveleri, inek, koyun, domuz, hindi, ördek ve tavukların vücut parçaları ile beslemeyi tamamen doğal buluyorlar.

‘Yaygın bilgi’ kedi ve köpeklerin doğal olarak bu tür hayvanları yemeleri ve kedilerin inek sütü içmesidir. Elbette bu milyonlarca evcil hayvan koruyucusu yanılıyor olamaz değil mi?

Etkileyici bir mantığa aykırılık sergisi olarak, aynı insanların çoğu, refakatçi hayvanların vegan beslenmesinin eşsizce ‘doğaya aykırı’ olduğu görüşündedir. Bazıları sözde ‘yemeklik’ hayvanların durumunu ve hayvancılık sektörünün ağır çevresel yüklerini umursuyor. Ancak vegan beslenmenin, hayvan arkadaşlarını temel besin maddelerinden mahrum edebileceğinden endişe duyuyorlar.

Refakatçi hayvanların vegan diyetlerini çevreleyen sağlık ve beslenme konularına özel ilgi duyan bir veteriner hekim olarak, olumsuz etkilerini açıklayan çalışmalar için bilimsel literatürü taradım. Garip bir şekilde belki de bu konuda kentsel bilgelik gücünü göz önüne alarak iyi planlanmış vegan diyet ile beslenen kedi ve köpeklerin normalden daha sağlıksız olduğunu gösteren bilimsel kanıtlar bulmak için uğraşmam gerekti. Sonunda bir tür kanıt buldum. Tesadüfen, ticari et temelli diyetlerdeki tehlikeli bileşenleri ve buna maruz kalan kedi ve köpeklerdeki olumsuz sağlık etkilerini belgeleyen 10’dan fazla çalışmaya ulaştım. İlgilenen okuyucular özetini burada bulabilir.

Et temelli beslenme: Bazı çirkin gerçekler

Bazı ticari et temelli diyetlerde kedi ve köpeklerin uzun vadeli bakımını takiben daha olası olduğu gösterilen hastalıklar arasında böbrek, karaciğer, kalp, tiroit, nörolojik, nöromüsküler, deri ve enfeksiyöz hastalıklar ve kanama bozuklukları sayılabilir.

Ayrıca, yaklaşık on yıldır binlerce hayvanı inceledikten ve tedavi ettikten sonra, kanser, böbrek ve karaciğer hastalığı gibi hastalıkların oranlarının doğal olarak oluşacak oranlardan çok daha yüksek olduğuna ikna oldum. Bunlar özellikle, sonunda ağır hastalıklar ve ne yazık ki ötenazi ile sonuçlanan yaşlı hastalarımda yaygın bir durum.

Eğer bu hayvanlar uzun yıllar boyunca akut reaksiyonlara sebep olacak kadar ağır olmayan fakat hücresel hasar için yeterli toksinlere maruz kaldıysa, bunlar tam olarak görülmesi beklenen türden etkiler. Ve özellikle böyle toksinler diyet içerisine dahil edildiyse. Bu toksinlere yutkunma ve bağırsak emiliminden sonra maruz kalan ilk önemli organ, onları kan dolaşımı yoluyla boşaltmaya uygun moleküllere dönüştürme sorumluluğu olan karaciğer olacaktır. Ve bu boşaltımın en sorumlusu böbreklerdir. Dolayısıyla hem karaciğer, hem böbrek hücreleri bu toksinlere büyük ölçüde maruz kalır ve hasar riskine girerler. Ancak kan dolaşımı ile taşınan toksinler vücudun her tarafındaki hücrelere de zarar verebilir ve uzun vadeli hücresel hasar kansere ortam hazırlayabilir.

Fakat yaygın hayvan diyetlerinde toksinler var mı? Araştırmalarım, özellikle ABD gibi daha zayıf yönetmeliklerin bulunduğu bölgelerden ithal edildiklerinde, ticari evcil hayvan gıdalarının mezbahaların atık ürünleri için büyük bir endüstriyel boşaltım alanı olduğunu gösteriyor; ölü, ölmekte olan, hastalıklı veya sakat hayvanların oluşturduğu 4-D grubu et, bayat ya da bozuk süpermarket eti, hayvan barınaklarından çok sayıda işlenmiş köpek ve kedi, bayat restoran yağları ile birlikte yüksek oranlarda tehlikeli serbest radikal ve trans yağ asitleri ve bozuk veya bayat balıklarla birlikte potansiyel olarak tehlikeli seviyelerde cıva, PCB’ler ve diğer toksinler.

Birleşik sonuçlar gösteriyor ki, kısmen çözülmüş bağırsaklar, karaciğer, akciğer ve tavuk ve diğer hayvanların çeşitli iç organlarından bir çorba olan “sindirim” ilavesi ile, birçok kedi ve köpek için kaçınılmaz hale geliyor.

Refakatçi hayvanların vegan beslenmesi

Bu nedenle, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, çok sayıda vaka sağlıklı vegan diyete geçen hayvanlarda genel sağlık ve diriliğin arttığını, kanser, enfeksiyon, hipotiroid (hormonal bir hastalık), ektoparazit (pire, kene, bit ve akarlar) ve eklem iltihabı oranlarının azaldığını, kürk formlarının geliştiğini, alerji kontrolü, kilo kontrolü ve diyabetin geri çekilmesi ve hatta katarakt çözünmesi sağladığını gösteriyor.

Ayrıca vejetaryen veya vegan diyetleri ile beslenen kedi ve köpek popülasyonunun uzun vadeli sağlıklarını inceleyen sınırlı sayıda daha titiz çalışmalar bulunuyor. Wakefield ve meslektaşları (2006) en az bir yıl boyunca vejetaryen diyetlerle beslenen 34 kedi ile en az bir yıl et temelli diyetlerle beslenen 52 kedinin sağlığını karşılaştırdılar. Çoğunun sağlıklı veya genel olarak sağlıklı olduğu belirtilen kedilerin yaş, cinsiyet, vücut kondisyonu, konut veya algılanan sağlık durumunda önemli bir farklılık yoktu.

Brown ve meslektaşları (2009) aktif köpekler için önerilen ticari bir diyetle (n=6) ve aynı besin öğesi özelliklerine göre formüle edilen etten arındırılmış bir diyetle (n=6) beslenen 12 Sibiryalı sürat yarışçısı Eskimo köpeğini ele aldılar. Bu diyetler 10 haftalık rekabet yarışları dahil sadece 16 haftalık besin alımlarını kapsıyordu. Düzenli veteriner kontrolleri ve kan testleri yapıldı. Bütün köpekler baştan sona normal kan sonuçlarıyla birlikte mükemmel fiziksel koşullarda kaldılar.

Hayvanların belirli içeriklere değil, belirli besin öğelerine ihtiyacı olduğu göz önüne alındığında, bu sonuçlar pek de şaşırtıcı değil. Sadece bitki, mineral ve sentetik esaslı bileşenlerden oluşan bir diyetin istenilen türden lezzet, besin ve biyoemilim ihtiyaçlarını karşılamak için formüle edilememesinin bilimsel bir nedeni yok. Aslında, kedi ve köpekler için piyasada bulunan birkaç vegan diyet bunu yapmayı amaçlıyor ve yıllardır birlikte binlerce sağlıklı vegan kedi, köpek ve doğal olarak etçil olan evcil dağ gelinciğini (ferret) destekliyor. Bu diyetlerin tedarikçileri burada listelenmiştir.

Bununla birlikte beslenme açısından eksiksiz ve makul düzeyde dengelenmiş ticari bir diyet veya besin takviyesi eklenmiş ev yapımı diyetle, beslenme yetersizliğinden ve nihayetinde devamı gelen hastalıklardan korunmak gereklidir. Diyet geçişi kademeli olarak gerçekleşmeli ve pH test şeridi (veteriner hekimlerden veya internetten bulmak kolay) veya daha kesin sonuç için pH metre kullanarak idrar asitliğinin düzenli olarak kontrol edilmesini tavsiye ederim. Vegan beslenme hayvanlarda küçük bir oranda, özellikle erkek kedilerde idrar yolu taşları ve ciddi tıkanıklıklarla sonuçlanan daha alkalik idrara neden olabilir. İdrar kontrolü ve gerekli olduğu takdirde idrarda alkalileşmeyi düzeltebilen besin katkıları hakkındaki tavsiyeleri hepimizin ciddiye alması gerekir; burada bulabilirsiniz.

Refakatçi hayvanlarınızın vegan dostu beslenmesi hakkında daha fazla bilgi için buraya bakınız. Unutmayın; kedi, köpek ve evcil dağ gelinciklerinin belirli besin öğelerine ihtiyaçları vardır, belirli içeriklere değil.

Türkçe tercüme: Nesibe Uysal. Bu yazının İngilizce orijinali 20 Mart 2015 tarihinde The Vegan Society (Vegan Topluluğu) web sitesi blog bölümünde yayınlandı. Son güncelleme: 10 Şubat 2018  veganlik.org

Referanslar:
Brown WY et al. An experimental meat-free diet maintained haematological characteristics in sprint-racing sled dogs. Brit J Nutr 2009; 102: 1318–1323.
Wakefield LA, Shofer FS, MIchel KE. Evaluation of cats fed vegetarian diets and attitudes of their caregivers. J Amer Vet Med Assoc 2006; 229(1): 70-73.

bu sayfayı arkadaşlarımla