Arşivlenmiş eski bir sayfayı görüntülüyorsunuz

“EGG” Serisi: Sanat ile Hayvanların Sesi

Sanatçı Melisa Kılıç, EGG serisindeki eserleri ile izleyenlerini tüketim alışkanlıklarını sorgulamaya ve değiştirmeye davet ediyor.

“Sanatın tarihsel dönüştürücü ve özgürlükçü gücünün, insan dışı hayvanlara yönelik genişleyerek, insan lisanı olmayanın sesi olması vakti geldi.”

Vegan sanatçı Melisa Kılıç, EGG (Enough of Guilt & Graves) serisinin çıkış noktasını bu sözlerle tanımlıyor.

Yeni eserlerinden oluşan serisinin hikayesini veganlik.org ile paylaşan Kılıç, hayvan hakları ve veganizm mücadelesi kapsamında “Yumurta”yı ele alarak, tavuk ve civcivlerin üzerindeki sömürüyü ve bir yumurtanın nelere mal olduğunu göstererek, seyirciyi günlük gıda tüketimini sorgulamaya ve değişime davet ediyor.

Dört yeni eser: Rulet, Yumurta, Zevk, Algı

Tüm bireylerin yaşam hakkı ve özgürlüğünün ihlal edildiği ve sömürünün yaşamın her alanında normalleştirilmeye çabalandığı bir dönemde sanatın dönüştürücü gücüne dikkat çeken sanatçı, insan merkezciliğe karşı eleştirisini dört yeni eseriyle dile getiriyor: Rulet, Yumurta, Zevk, Algı.

“Tanrı yerine, insan-tanrıyı koyan modern hümanizmin sonucu antroposentrik yaklaşım, gezegendeki tüm varlıkların insanın tasarrufunda olduğu kibiriyle hayvan sömürüsünü meşru kabul ediyor. Bu bağlamda hayvan özgürlüğü adına atılan ilk gerçek adım olan veganlıktan bahsetmek gerek”

“Veganlık, hissedebilir canlılara, yani hayvanlara, tahakküm uygulamayı reddetmek ve onları kullanmaktan sakınmak demek. Hiçbir hayvan bir nesne, mal ve kaynak değil. Hiçbir hayvan insanların maksatları, gayeleri için bir araç, giyecek, içecek, kıyafet, aksesuar, süs eşyası, kozmetik ve medikal ürün, deney, eğlence, ulaşım, spor ve kumar nesnesi olarak kullanılmamalı. Hayvanlarla aramızdaki ilişki, sömürü, dehşet, korku ve terör üzerinden değil, sadece eşitliğe dayalı beraber varoluş üzerinden temellenmeli.”

Rulet: Civcivlerin Katliamı

Serinin ilk eseri Rulet (2017), kağıt üzerine kolajdan yapılmış bir çalışma. Sanatçı Kılıç eserini şu sözlerle tanımlıyor:

“Rulet, her gün yumurtadan çıkar çıkmaz taşıma bandında cinsiyetlerine göre ayrılan civcivlerin katliamını ele alıyor. Tıpkı günümüzde bireylerin cinsiyetlerine, yaşlarına, görünüşlerine, yönelimlerine, ırklarına ve ekonomik seviyelerine göre sınıflandırılıp ötekileştirilmesi gibi.”

“Yapay döllenme yoluyla civcivlerin yüzde ellisi erkek olarak dünyaya geliyor ve anatomisi nedeniyle yumurtlamaya uygun olmayan bu erkek civcivler bant üzerinde ayrılıp en ucuz yöntemlerden biri olan canlı canlı doğrama makinesine atılarak katlediliyor. Kolaj, sırf tabağımıza gelen bir yumurta için canlının hayatıyla kumar oynanmasını anlatıyor.”

Yumurta: Doğası Bozulan Canlılar

Serinin ikinci çalışması Yumurta (2017) ise, foto-blok üzerine kolajdan oluşuyor ve yapay ortamlarda yaratılan sömürüye değiniyor:

“1935 yılında başlatılan Lebensborn projesi ırksal açıdan saf ve genetik olarak sağlıklı nesiller yetiştirilmesini hedefliyordu. Irkçı ve ayrımcı tutumlarıyla üst insan yaratma yoluna gidilerek, özel olarak seçilmiş ırktan genç kadın ve erkekler çiftleştirilirdi.”

“Bu proje bir grup insanın ‘mükemmel’ insan fikriyle farklılıklarından arındırılmış, tek tipleştirilmiş bir insanımsı yaratmaya çalışıyordu. Yumurta sektörünün tavukların doğalarını bozup. bir sene içinde insan kullanımı adına yüzlerce kez yumurtlaması için yapay ortamlar hazırlayıp, civcivlerin genetikleriyle oynayarak sömürmesi gibi.”

Zevk: Modern insanın hissettiği gibi sıkışık

Sanatçı, insanların yediklerinin arkasında yatanları, seride yer alan strafor üzerine kolaj çalışması Zevk (2017) ile ele alıyor:

“Eşitliğin ve özgürlüğün konuşulup güzellendiği bir dünyada, insanların yediklerinin arkasında yatan hikayeyi bazen bilmeyerek, bazen görmezlikten gelerek, yalnızca zevkleri için birçok canlının doğuştan hak ettiği özgürlüğünü elinden aldığına tanıklık ediyoruz.”

“Yumurta sektöründe kullanılan kafeslerde her bir tavuğa düşen alanın tavuğun tek bir kanadını bile açamayacağı ebatlarda olması, dar alanlara hapsedilen tavukların tıpkı yabancılaşmış modern insanın hissettiği gibi sıkışık hissederek acı çekmesi, kahvaltıların olmazsa olmazı yumurtanın tüketiminden kaynaklanıyor.”

Algı: Toplumsal değişim zamanı

Serinin son eseri Algı (2017) ise çivi, plastik ve ped malzemelerinden oluşuyor; toplumsal değişim gerekliliğine dikkat çekiyor:

“Tavuk ve insanın dişisinde bulunan yumurta, farklı renk ve formda bulunsa bile, ikisi de üremenin ürünü. Fakat biri besin olarak görülürken, diğeri bir ayıp ve saklanması gerekendir.”

“Sert ve sivri çiviler, toplumun dişiliği ayıplayışının ve tavuk yumurtasını gıda olarak görmesinin zaman içerisinde kalıplaşmış birer öğreti oluşunu temsil ediyor. Çiviler bir yere sabit olmaksızın rastgele durmakta. Günümüze kadar üstü örtülmüş, öğrenildiği takdirde de sessiz kalınan gerçeklerin artık sabit kalamayacağına, toplumsal değişimin zamanının geldiğine dikkat çekiyor.”

EGG serisiyle bir yarışmaya hazırlanan Kılıç’ın daha önceki veganizm temalı eserlerinden “Siyah-Beyaz Evren”, Didim Vegfest 2017’de sergilenmişti. Sanatçı aynı zamanda sokak hayvanları yararına resimler de yapıyor.

Çalışmalar hakkında iletişim için, Melisa Kılıç: facebook · e-posta

Son Güncelleme: 4 Ocak 2018  veganlik.org