“İnsani Üretim”: Vegan Bir Dünyadan Mektup ✉️🌎

Peaceful Prairie çiftlik hayvanları barınağından Joanna Lucas’ın, “İnsani üretim” hayvanlara değindiği mektubunun Türkçe versiyonu…

Sevgili dostlar ve aktivist arkadaşlar,

‘İnsani üretim’ hayvansal ürünlerin birçok hayvan hakları organizasyonu tarafından savunulduğu, teşvik edildiği ve ödüllendirildiği bir zamanda size, bu merhametin üç alıcısı adına yazıyorum.

Onlar endüstride 6 numara, 35 numara ve 67,595 numaralı imalat ünitesi olarak biliniyor. ‘Merhametli’ tüketici için onlar, ‘organik mandıra’, ‘pembe dana’, ‘otlak yumurtası. Sağlık savunucuları için, ‘insancıl seçenek’. Birbirleri için ise, anne, oğul, kızkardeş, arkadaştır. Kendileri içinse, sizler ve ben kendimiz için ne isek aynısıdır: Farkındalığa sahip, duygular, korkular, anılarla dolu subjektif bir dünyaya sahip ve hayatının yaşamaya kesinlikle değdiğini düşünen…

6 numara, yeni annelerden.

Yavrusu kayıp. Bağıra bağıra, ağılda bir aşağı bir yukarı dolanıyor. Endişelerinin doğru çıkmasından korkuyor. Böylesine garip organik bir mandırada doğmuş, zavallı korumasız binlerce dişi inekten biri. Kısacık hayatının tamamında, hep kaybolan yavrularının yasını tutacak. Sürekli tekrarlanan gebelik ve matem döngüsü içinde hep sağılacak. Annelik deneyimi yalnızca bir annenin en acı kaybıyla sınırlı kalacak. Yaşamının başlangıcında genç bedeni istenileni verecek; ama sonra kırılmış bir ruhla bedensel çöküşü başlayacak ve kendi gibi yas tutan, yenik düşmüş, harcanmış annelerle beraber korkunç şekilde kesilmek üzere mezbahaya yollanacak.

O, organik süt endüstrisinin yüzü.

35 numara, iki günlük bir bebek.

Göbek bağı henüz kesilmemiş, derisi hala doğum sıvılarıyla kaygan, gözleri henüz odaklanmamış, bacakları titrek. Annesi için acıyla ağlıyor, cevap veren yok. Kısacık ömrünü bir öksüz olarak geçirecek. Anne deneyimi, yalnızca özlem olacak. Yakında annesinin anısı, sesi, yüzü, solup gidecek; fakat o acı bastırılamaz sıcaklık özlemi hep kalacak. Dört aylık olunca, kendi gibi öksüzlerle kamyonlara doldurulup mezbahaya yollanacak. Ölüm yoluna girdiğinde, gözleri yine annesini arayacak. Özellikle etraftaki garip sesleri duyup korktuğunda, korunma ihtiyacıyla, birçok dananın yaptığı gibi, katillerinin ellerini emmeye çalışacak.

O, bizlerin ‘sağduyulu restoran şefleri’nin kullanmaları için teşvik ettiğimiz, ‘pembe’ dananın yüzü.

67595 numara, bir aile şirketi olan organik yumurta tesisindeki 80 bin kanatlıdan birisi.

Asla güneş görmedi, hiçbir zaman ayaklarının altında otları hissetmedi, annesini hiç görmedi. Gözleri amonyak gazından yanıyor. Tüysüz bedeni yara bere içinde. Kemikleri sürekli yumurtlamaktan kırılgan bir halde. Ağrılar içinde. Bitkin, tükenmiş ve yenik. Bir ömür boyu sosyal, psikolojik, duygusal yoksunlukla, nevrotik bir vaziyette etrafı gagalamakla uğraşıyor. İki yaşına geldiğinde, yumurta verimi düşecek ve ömrünün sonu gelmiş olacak. Ölümü en ucuz şekilde gazla olacak. Diğer 80 bin kuşla beraber, üç günde işi bitecek. Bu üç günün sonunda, ömründe ilk defa ayaklarından yakalanmış vaziyette, diğer 80,000 kuşun her birisi gibi – ve iştahımız için harcanan yıllık 50 milyar kuşun her biri gibi – yaşamı için boşa çırpınacak, yaşamından neden zorla alındığını anlamayacak.

O, kampüsler, işyerleri ve tüketicileri özendirdiğimiz organik, mera yumurtası sanayisinin yüzü.

Bunlar, biz hayvan savunucuların geliştirdiği, tanıttığı, ızdıraptan başka bir şey olmadığını bildiğimiz halde teşvik ettiğimiz insani hayvancılık uygulamalarının mirası.

Öyle ki, katlanmaya mecbur edildiğimizde, hiçbirimiz bunu “insani” bulamayız.

Biz aktivistler biliyoruz ki, hiçbir ölçekte, merhametli, sorumlu ve etik hayvancılık diye bir kavram yok. Biliyoruz ki, yegane insani, etik alternatif veganizmdir.

Neden gerçeği telaffuz eden çok az kişiyiz? Neden kurbanlarının korkunç bir dehşete maruz olduğunu bile bile “organik mera” mamullerini “insani” gibi gösteriyoruz? Neden kamuya, kendimize, “duyarlı” hayvancılığın bir efsane değil de, bir pazarlama yalanı, bir kandırıcı etiket olduğunu söylemiyoruz? Neden birçoğumuz hayvanların yaşamı için kendi yaşamımız gibi mücadele etmemiz gerekirken, onların etini, sütünü, yumurtasını tüketmeleri için insanlara onların canlarını sunuyoruz? Neden, vahşi, mazur görülecek yanı olmadığı ve gereksiz olduğunu bile bile insanları hayvan mamullerini tüketmek için teşvik ediyoruz? Neden tüketicilerin elimine etmesini istediğimiz bu konuda, daha fazla taleplerini bekliyoruz? Neden yegane vazifemiz, insanları hayvansız bir yaşam üzerinde yoğunlaştırmak varken, yeni hayvan türleri için cesaretlendiriyoruz?

Birçoğumuz hayvansal ürünleri onaylamak için, dünyanın değişime hazır olmadığını, bu yüzden hayvanların acı çekmelerini aza indirgeme yolları araştırmayı öneriyor. Ama gerçek böyle değil. Bu bir korku. Harekete geçme, başaramama korkusu.

Gerçek o ki, dünya değişebilir. Doğrusu, dünya daha önce de defalarca, zamana göre imkansız görünen durumlarda değişti. Doğrusu o ki, değişecek; şayet bizler o değişimi yaratmak için çabalarsak. Eğer biz “insani” hayvancılık diye bir şey olmadığı hakkında gerçekleri söylersek, eğer tek alternatifin vegan yaşam olduğunu, hayvancılığın bir felaket olduğunu, hayvanların da bizler gibi yaşamaya ve özgür olmaya haklarının olduğunu dile getirirsek değişecek. Gerçek o ki, vegan yaşam bir “yaşam seçimi” değil, ahlaki bir zorunluluk.

Daha iyisini yapabiliriz. Aslında, yapabilmek vazifemiz.

Sizleri kendiniz için, bir grup atanmış aktivistin bütün kaynaklar kullanılarak, asıl amacımız olan hayvan özgürlüğü çerçevesinde eğitilerek ve ‘Go Vegan’ mesajı bütün iletişimlerin, çevrimiçi kaynakların, yazılı literatürün, billboardların, çayırlardaki yaşamın derinlemesine incelenmesiyle ilgili gerçeklerin, ulaşılabilecek her şeyin merkezinde olduğunda, neler yapılabileceğini görmeye davet ediyorum.

Kısıtlı bir bütçeyle, tamamen gönüllü, et süt ve yumurta hakkında gerçekler söylemeye kararlı vegan eğitmenlerden oluşan küçük ve temelden bir örgütlenme olan Peaceful Prairie Barınağı, anti-vegan savunuculuk yapan zengin örgütlerinin yalnızca yapamadığı değil, yıllarca küçümsediği, büyük bir şey inşa etti: Vegan olmayan bir dünyanın içinde büyüyen enerjik bir vegan dünya. Sığınmış hayvanların birer birey gibi görüldükleri, insanlarının bıkmadan usanmadan total özgürlüğü savundukları, abolisyonizmin temel prensiplerinin birebir uygulandığı, insanlara her türlü boyun eğmenin kaldırıldığı serbest bir dünya. Varoluşunun şimdiden fiziki, politik, psikolojik ve ruhsal coğrafyasını değiştirdiği bir vegan yerleşim yeri.

Sizleri kendiniz için deneyimlemeye davet ediyorum. Ulaştığımız alanı genişletmek için mücadelemize katılın. Onu sınırsız bir hale getirmek için yardım edin.

Joanna Lucas
Peaceful Prairie Sanctuary

Son güncelleme: 18 Ekim 2018· Yazının orijinal Türkçe tercümesinden düzeltmelerle yayınlanmıştır. Kaynak: peacefulprairie.org🌱 veganlik.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.