Bahçemizde Beslediğimiz Tavukların Yumurtaları 🐣

Yumurtacılığın acımasız gerçekleri ve bir pazarlama efsanesi olan “serbest dolaşan tavukların yumurtaları” hikayesinin arka planı ortaya çıktıkça daha fazla insan “en yüksek refah standartlarında” yetiştirilen tavukların yumurtalarına ilgi duymaya başladı.
“Peki kendi bahçemizde, sevgiyle beslediğimiz tavukların yumurtalarını yesek nasıl olur?” Bu yazıda, Peaceful Prairie Hayvan Barınağı’nın bilgileri ve Türkiye’den verilerle, yumurtacılık konusunu ele alıyoruz… 🥚

Üzücü gerçek şu ki, yumurtlayan tavuklara kısaltılmış hayatlarında ne kadar iyi muamele edilirse edilsin, sadece insanlar yumurta tüketmek istedikleri için büyük ve kasıtlı bir zulmün ürünü olmayı sürdürüyorlar.

Bu gizli zulüm genç yetişkinler olarak öldürülmeden önce henüz yeni doğurmuş baskı altındaki ebeveynlerin sefaletini içeriyor, tavukların “verimsiz” kardeşlerinin (erkek civcivler ve “kusurlu” dişi civcivler) kitle katliamını içeriyor, daha fazla yumurta üretimi adına genetik olarak uyarılarak sakat bırakan engelleri içeriyor, biyolojik ve sosyal olarak yetersiz bir çevrede kısa bir yaşam içeriyor, zamansız ve dehşet verici bir ölüm içeriyor.

Yumurta tüketmek, kurtarılan tavuklardan olsa dahi, bu acıyı onaylamak ve sürdürmek anlamına geliyor.

Birer kuluçka makinesi olarak gördüğümüz milyonlarca tavuk, kalabalık fabrikalarda ve kafeslerde hayatları boyunca zalim uygulamalara maruz kalıyor. Yumurtacılıkta, erkek civcivler ise sektör için hiçbir işe yaramadıkları için doğar doğmaz ayrılıp öldürülüyor. Serbest dolaşan tavuk sektörü ise, Türkiye’deki üretimin yaklaşık %80’inde uygulanan küçük kafeslerde hareketsiz halde hapsedilmiş (TC Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kaynaklarında “en avantajlı yöntem” olarak sunulan) kafes tavukçuluğuna bir alternatif olarak oluşturuldu.

Fakat bu bir pazarlama stratejisinden başka bir şey değil. Aklımıza özgürce dolaşan tavuklar gelmemeli. “Serbest dolaşan tavukçuluk”, tavukların yine çoğunlukla tamamen kapalı alanlarda, kalabalık koşullarda hareket kabiliyetleri sınırlı kalan, dolaşabilecekleri açık alanın çok kısıtlı olduğu bir yöntem. Bunun yanında, serbest dolaşan veya organik, adı ne olursa olsun, yumurtacılık sektöründe değişmeyen bazı diğer uygulamalar var: Bunlardan biri de, erkek civcivlerin doğar doğmaz öldürülmesi.

Tüm bu gerçekler ortaya çıktıkça ise, daha çok insan şu soruyu soruyor: Peki o zaman kendi bahçemizde sevgiyle beslediğimiz tavukların yumurtalarını neden tüketmeyelim?

İyi niyetlerle akla gelen bahçede tavuk besleyip yumurtasını kullanma fikrinin arkasında da pek farkı olmayan benzer sıkıntılar yatıyor. En içten sevgiyle bakıp beslemek için alacağımız tavuklar, aynı acımasız kuluçka tavuğu üreticilerinin ürettiği, bizzat onlara destek sağlayan ve aynı koşullarda doğal yaşamlarına zıt bir biçimde yaşayacak olan fabrika tavuklarıyla aynı sistemin parçası. Bu, aynı üreticilere katkıda bulunmayı sağlıyor. Hayvanların hissedebilirlikleri, kendi kişisel bilinçleri, topluluk kültürleri veya yaşama arzuları yokmuşcasına, salt insanlara hizmet etmek üzere var olan canlılar olduğu fikrini yeniden üretiyor. Bu tavuklara ve yumurtaya olan talebimiz, her yıl milyonlarca civcivin öldürülmesi sorumluluğuna da bizi ortak ediyor.

Arka bahçede yumurta üretiminin insancıl bir alternatif olduğuna veya kurtarılan tavuklardan yumurta tüketmenin etik olabileceğini düşünmeden önce, şu soruların yanıtlarına da göz atmamız gerek:

1· Tavuklar nereden geliyor?
2· Erkek kardeşleri nerede?
3· Anne-babaları nerede?
4· Anormal derecede yüksek sayılarda, anormal derecede büyük yumurtalar üretmek için yapılan genetik oynamalar sonucunda tavukların vücutlarına ne oluyor?
5· Kârlı oranlarda yumurtlamayı bıraktıklarında tavuklara ne oluyor?
6· En başta tavuklar neden burada? Doğal dünyalarından neden koparılmış, doğal yaşamları neden reddediliyor?
7· Neden tavukları ve diğer hayvanları besin veya besin kaynağı olarak düşünüyoruz?

1· Tavuklar nereden geliyor?

Arka bahçe tavukçuluğunu hobi edinenler çoğunlukla civcivlerini fabrika çiftliklerini besleyen aynı kuluçkahanelerden alıyor. Yalnızca yumurtlayacak tavuklar olmak üzere yetiştirilen bu civcivler, (Türkiye’de 2017 yılında 183 milyon adet, ABD’de yılda ortalama 500 milyon adet) anne tavuk ve onun büyüyen embriyolarının arasında akan karmaşık ve sürekli iletişimin yerini makinelerin soğuk sessizliğinin aldığı metal çekmecelere konuyor.

21 gün sonra yumurtadan çıkan civcivler, anne sevgisi hakkındaki tek deneyimlerinin, bu deneyimin acı yokluğu olduğu bir dünyaya adım atıyorlar. Hemen hemen birkaç saat sonra bu savunmasız yetim ve öksüzler, makinelerin üstünde itişirken kabaca tutuluyor, sınıflandırılıyor, cinsiyeti belirleniyor -ki bu çoğunlukla yeni doğanların iç üreme organlarının dışarı çıkması için baskı uygulanarak yapılıyor -, dişi ve erkek olarak ayrılıyor ve bir sonraki işkenceye iletilmek üzere taşıma bandına geri fırlatılıyor.

Yumurtadan yeni çıkan dişiler (piliçler) paketlenerek, hobi çiftçilerine, arka bahçe yumurtası hayranlarına ve besi marketlerine gönderiliyor. Bu narin bebeklerin %10’u taşınmanın stresi nedeniyle ve yemek, su ve sıcaklık kontrolü olmadan 24-72 saat veya üzerinde süreler boyunca kapatılmaları nedeniyle araçta öldüklerinden, üretim çiftliği her zaman sipariş edilenden daha çok civcivi paketliyor. Bu fazladan bebekler, ya yanlışlıkla dişi olarak belirlenen ya da sadece diğer anlamlarda “ıskartaya çıkarılmak” yerine paketleme malzemesi olarak kullanılan erkekler oluyor.


2· Erkek civcivlere ne oluyor?

Türkiye’de her yıl cinsiyeti erkek olarak belirlenen on milyonlarca civciv (yavru horozlar), yumurtlama yetenekleri olmamaları sebebiyle yumurta üreticisi için işe yaramaz olduklarından yumurtadan çıktıkları gün öldürülüyor. Çünkü, yumurta tavuğu olarak adlandırılan, ırsi olarak yapay seçilimle üretilen tavuklar yaşatılsa bile etleri, genetik yapıları nedeniyle sektör için yetersiz ve değersiz; bu nedenle yetiştirilmeleri üreticiler için karlı değil. Bu civcivlerin, dünya üzerindeki kısacık hayatları, işçiler onları kuluçka makinesinden toplu mezara kadar olan yolculuklarındaki acımasız aşamalara iterken, korku, şaşkınlık ve acı ile dolu: Sınıflandırma, cinsiyet belirleme, ayırma ve kıyım.

Kuluçka çekmecelerinden taşıma bandına, sınıflandırma tepsisine fırlatılırken, cinsiyet belirleme işleminde kabaca tutulurken, öğütücünün kemik parçalayıcı çenelerine giden taşıma bandına geri fırlatılırken; ya da gaz odalarında can çekişirken, ya da çöp torbalarında boğulurken dehşet içinde, ya da ölü ve ölmekte olan erkek kardeşlerinin vücutlarıyla dolu çöplükteki yavaş ölümde, bu yeni doğanlar asla anneleri için cıvıldamayı bırakmıyorlar. Yepyeni hayatlarında dünya hakkında hiçbir şey bilmiyor olabilirler ama şunu biliyorlar: Yaşamayı hak ediyorlar, sevilmeyi hak ediyorlar ve kesin olan bu şeyi son nefeslerine kadar söylüyorlar.

Hemen öldürülmeyen az sayıda yavru horoz, hobi çiftçilerine gönderilen dişi civcivler için paketleme malzemesi olarak kullanılır. Varış yerine canlı ulaşırlarsa ya 6-8 haftalıkken cinsiyetleri açığa çıktığında kesilirler ya da ötenazi yapılması için barınaklara terk edilirler. Civcivlerin yok edilmesi hakkında Bursa’daki bir üretim çiftlikliğinin görüntülerine göz atmak ve organik yetiştiricilik dahil uygulanan standart yöntemleri görmek isterseniz lütfen bu sayfadaki video ve bilgilere göz atın.

Eğer civcivler çiftlikte yumurtadan çıktıysa, her bir yavru horoz, keskin bir çift makasla, ya da boynuna bir bıçakla, ya da doğrama kütüğünde bir baltayla “saygılı bir biçimde” öldürülüyor.

Yumurtadan çıkan civcivlerin yaklaşık %10-20’si stres ve diğer etkenler nedeniyle ölür veya öldürülürken, yaklaşık %50-60’ı da sadece erkek olmaları sebebiyle hayatlarının ilk günü öldürülmek üzere varoluyorlar. Bunlar, yumurta endüstrisinin “atık” bebekleri: Erkekler, “kusurlu” dişiler, hastalar ve yaralılar.

İstenmeyen bebekleri toplu olarak öldürmek yumurta üretiminin temeli olduğundan, üretim çiftlikleri satmayı planladıkları civciv sayısından 3 kat daha fazla civcivi yumurtadan çıkarır ve bakım ile “atık” bebeklerin sebep olduğu masraf her bir dişi civciv için verilen fiyatta hesaba katılır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2017 yılı boyunca yumurta tavuğu üretimi için “kuluçkaya basılan” 183 milyon yumurtadan çıkan civcivlerin, yalnızca 68.7 milyonunun “yumurtacı tavuk civcivi olarak” yetiştirilmesi de bu oranları birebir doğruluyor.


3· Ebeveynlere ne oluyor?

Geleceğin kuluçka tavukları olan ebeveynler genellikle stresli bir hapiste kısa bir hayata hazırlık için gagasızlaştırılıyor (TC Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kaynaklarına göre gagasızlaştırma, 6.-9. günlerde yapılmalıdır). Gagasızlaştırma -kuşun gagasının kemik, kıkırdak ve yumuşak dokusunun kısmi olarak kesilmesi- o kadar acı verici ki, bazı kuşlar şoktan o anda ölebiliyor, yeme ve içmeden aciz olan diğerleri ise açlıktan ve susuzluktan yavaşça ölüyor. Hayatta kalanlar şekli, bozulmuş gagaları için yok olan uzvun acısı gibi hayatları boyunca süren kronik acılara katlanmak zorunda kalıyor.

Genç ebeveyn kuşlar merhametsizce, kısa hayatları boyunca üreyecekleri kocaman ahırlara hapsediliyor. Barakadan kaçmaktan veya kendilerini horozlara karşı savunmaktan aciz olan tavuklar aşırı derecede çiftleşiyor, bu da ezici yaralanmalara, kırık kemiklere, şiddetli tüy kaybına, acı içindeki hassas rektumlara ve şişmiş karınlara sebep oluyor.

Bu tavukların hiçbiri, bebeklerinin hiçbirini asla göremeyecek. Türkiye’de (2017 verilerine göre) yılda üretilen 19.3 milyar yumurtanın her biri, yavrusunu büyütme özgürlüğünden mahrum bırakılan bir tavuktan geliyor. Birçok tecavüzün ıstırabından hayatta kalan tavuklar, her yıl ilk yumurtlama döngülerinin sonunda ıskartaya çıkarılıyor ve daha genç “üretim stokları” ile yerleri değiştiriliyor.

“Zamanı geçmiş” üretim tavukları mümkün olan en hızlı ve en ekonomik yöntemle toplu olarak öldürülüyor; ancak küçük bir kısmı, kesilmeden önce bu “son ıskartaya çıkarılan ebeveynler”in yumurtalarını bir-iki yıl daha kullanan küçük çaplı çiftçilere indirimli fiyata satılıyor.

Ev çiftçileri, civciv satın aldıklarında veya ev yapımı kuluçka makinelerinde yumurtadan çıkarmak için döllenmiş yumurta aldıklarında, civciv ve yumurtanın her ikisi de bu işkence edilen ebeveyn kuşlardan geliyor.


4· Anormal derecede yüksek sayılarda, anormal derecede büyük yumurtalar üretmek için yapılan genetik oynamalar sonucunda tavukların vücutlarına ne oluyor?

Doğal hayatta özgürce yaşayan tavuklar, bütün kuşlar gibi, yılda sadece bir kere (genellikle ilkbaharda) ve sadece türlerinin hayatta kalmasını sağlamaya yetecek sayıda -ortalama 10-20 kadar yumurta- yumurtlar. Besi tavukları ise yılda 260-300 yumurta yumurtlamaları için özel olarak üretiliyor. Anormal derecede yüksek sayılarda, anormal derecede büyük yumurtalar üretmek için yapılan genetik oynamalar sonucunda, yumurtlayan tavuklar, birçoğu ölümcül olabilen, üreme sistemlerini sakat bırakan hastalıklara tutuluyor.

Bu hastalıklar arasında şunlar yer alıyor: Yumurta sıkışması (çoğunlukla ölümle sonuçlanan, hayatı tehdit edici iltihaplanmalara sebep olan, yumurtaların yumurta kanalına takılması ve tamamen çıkamaması veya çıkışının yavaş ve acılı olması), rahim sarkması (acılı iltihaplanmalar ve yavaş, eziyet verici bir ölüme sebep olan, kuşun rahminin büyük yumurtalar çıkarmak için her gün gerilmesi sonucu anal rektum bölgesinden dışarı çıkması), yumurta kanalındaki tümörler, iltihaplanmalar, kemik erimesi ve eşlik eden kemik kırılmaları.

Kurtarıldıklarında ve kendi hayatlarını yaşamaları için serbest bırakıldıklarında bile çoğu yumurtlayan tavuk, yumurta üretimi adıyla sistemlerine işleyen ağrı ve acıdan kurtulamıyor.


5· Kârlı oranlarda yumurtlamayı bıraktıklarında tavuklara ne oluyor?

Genç tavuklar 1.5 ile 3 yaş arasında, bir tavuğun doğal yaşam sürelerinin çok altında olan bir yaşta, neredeyse her gün bir yumurta yumurtlama kabiliyeti azaldıklarında, “zamanı geçmiş” sayılıyor ve mümkün olan en ucuz yöntemle imha ediliyor.

Tavuk eğer kentsel çiftlik sürüsünün bir parçasıysa muhtemelen tanıdığı ve güvendiği bir insan tarafından kendi arka bahçesinde “saygılı bir biçimde” başı kesilecek. Eğer “gezen tavuk” sürüsünün bir parçasıysa, büyük bir metal bidona atılarak dehşete kapılmış yüzlerce kız kardeşi ile birlikte gazlanacak; ya da kapalı bir ahıra kilitlenerek yangın söndürme köpüğü ile boğulacak; ya da “düşük öncelikli” kesime gönderilecek (Bu, taşıma ve “işlem”in ıstırabının daha uzun süreceği anlamına geliyor).


6· En başta tavuklar neden burada? Neden doğal dünyalarından koparılmış ve doğal yaşamları reddediliyor?

Tüm evcil hayvanlar gibi tavuklar da, binlerce yıllık bir dönemde evrildikleri doğal dünyadan soyutlandılar ve sonsuza kadar onların ıstırap ve ölümlerinden kazanç elde edecek bireylere karşı savunmasız ve muhtaç kalmaya zorlandılar. Özgürce yaşayan toplumlarındaki karmaşık sosyal yapılardan koparılan ve kaçma olasılığı olmaksızın, günümüzde hiçbir yerlerinin olmadığı, geçmişle hiçbir bağlarının ve özgür bir gelecek ihtimalinin olmadığı insan dünyasına hapsedilen çiftlik tavuklarının, hayatlarının en önemli yönleri hakkında hiçbir söz hakkı yok.

· Nerede yaşayacaklarına,
· Annelerini tanıyıp tanımayacaklarına,
· Eğer yapabileceklerse yavrularını ne kadar büyüteceklerine,
· Eğer yapabileceklerse ailelerini ve arkadaşlarını ne zaman göreceklerine veya onlarla ne zaman beraber olacaklarına,
· Eğer yapabileceklerse ne zaman ve nasıl çoğalacaklarına,
· Ne, ne zaman ve ne kadar yiyeceklerine,
· Eğer varsa ne kadar konaklama alanına sahip olacaklarına,
· Eğer yapabileceklerse ne uzaklıkta dolaşabileceklerine,
· Hangi sakatlanma ve genetik mutasyonlara maruz kalacaklarına,
· Eğer olursa hangi veteriner hizmetlerini alacaklarına,
· Ne zaman, nerede ve nasıl öleceklerine
İnsanlar karar verir.


Kurtarılmış hayvan barınaklarında, yumurtalar kanatlılara geri veriliyor.

7· Neden tavukları ve diğer hayvanları besin veya besin kaynağı olarak düşünüyoruz?

Yumurta tüketmek (kurtarılan tavuklardan olsa bile) veya onları normalde kafeslenmiş tavuklardan gelen yumurtaları satın alacak insanlara vermek “acıyı azaltmak” değil, acıyı meşrulaştırmak, acıyı talep etmek, bitmesi için mücadele ettiğimiz şiddet uygulamalarının sürdürülmesine göz yummak anlamına geliyor.

Tavuk, acı içindeki vücudunun, tutsaklığının, soyutlanışının ve kasıtlı, sistematik olarak verilen her ıstırabın yalnızca insanların duyusal hazzı için olduğunu bilmiyor olabilir, ama biz insanlar biliyoruz.

Onu dünyaya getiren döllenmiş yumurtanın hapis ve tecavüzün bir sonucu olduğunu ya da onun gibi tavukların bebeklerin kitle katliamının bir malzemesi olduğunu bilmiyor olabilir, ama biz insanlar biliyoruz.

Erkek bebekleri, “zamanı geçmiş” üretim ebeveynlerini ve “zamanı geçmiş” tavukları öldürmenin maliyetinin yumurtalarının değerini belirlediğini bilmiyor olabilir, ama biz insanlar biliyoruz.

Eğer vegan olursak onun ve türünün katlanmak zorunda olduğu dehşetin biteceğini bilmiyor olabilir, ama biz insanlar biliyoruz.

Bizler, bu bilgilere göre hareket edebiliriz. Her şeyin ötesinde tavuklar, yumurtalarının tek gerçek sahipleri. Vegan olarak ve vegan olmayan tüm seçeneklerin özünde olan şiddet ve adaletsizlik konusunda insanları bilgilendirerek hepimiz bunlara dair bir çaba gösterebiliriz.

Son güncelleme: 11 Nisan 2018 · Yerel veri ve istatistikler: Türkiye İstatistik Kurumu, Kümes Hayvancılığı 2017 verileri · TC Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Web Sitesi, Yumurta Tavukçuluğu Bilgi Dosyası · Kaynak: Peaceful Prairie Hayvan Barınağı – Türkçe Tercüme: Nesibe Uysal, Derleme: Emir Çelik 🌱 veganlik.org


Eğer siz de vegan bir yaşama adım atmak istiyor ama zor olacağını düşünüyor veya nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, veganlik.org Başlangıç Rehberi ile 3 hafta boyunca veganizmle tanışabilirsiniz.

veganlik.org Başlangıç Rehberi e-posta bilgilendirme programı ile tüm sorularınıza bireysel yanıtlar alabilir, veganlık hakkında pratik ipuçları, kolay tarifler, alışveriş önerileri, etik bilgiler ve daha fazlası 21 gün boyunca ücretsiz olarak e-posta kutunuzda bulabilirsiniz. 👉Şimdi kaydolmak için tıklayın

sizin yorumunuz: